English-Turkish translations for frighten:

korkutmak, korkmak · dehşete düşürmek · other translations

frighten korkutmak, korkmak

Five thousand years isn't such a long time, they're still just frightened children.

Beş bin yıl o kadar uzun bir süre değil, onlar hâlâ korkmuş çocuklar.

Yes, but I'm frightened.

Evet, ama ben korkuyorum.

That's a frightening target, sir, and getting closer.

Bu korkutucu bir hedef efendim, gittikçe de yaklaşıyor.

Click to see more example sentences
frighten dehşete düşürmek

That girl's frightened Holmes.

Bu kız dehşete düşmüş Holmes.

People seem to be frightened, even terrified.

İnsanlar korkmuş, hatta dehşete düşmüş görünüyor.