English-Turkish translations for frightened:

korkmuş · ürkmüş · korkulu · korkak · ürkek · other translations

frightened korkmuş

Five thousand years isn't such a long time, they're still just frightened children.

Beş bin yıl o kadar uzun bir süre değil, onlar hâlâ korkmuş çocuklar.

Yes, but I'm frightened.

Evet, ama ben korkuyorum.

That's a frightening target, sir, and getting closer.

Bu korkutucu bir hedef efendim, gittikçe de yaklaşıyor.

Click to see more example sentences
frightened ürkmüş

But this this makes you lonely and frightened. and angry.

Ama bu bu seni yalnız yapıyor ve ürkmüş. ve sinirli.

This is a frightened city.

Bu ürkütücü bir şehir.

A frightening thought, Miss Quinn.

Ürkütücü bir düşünce, Bayan Quinn.

Click to see more example sentences
frightened korkulu

As a child, you always had such frightened eyes.

Bir çocuk olarak, her zaman böyle korku dolu gözlerin vardı.

A lost, frightened little orphan.

Kayıp, korkulu, küçük bir yetim.

listen, sir. this too terrible, you knowthey are frighten. frighten.

Dinle, efendim. Bu çok korkunçtu,onlar bu korkuyu biliyorlardı. Korkuyorlardı.

frightened korkak

I'm a frightened tramp

Ben korkak bir şıllığım.

Tonight he will find Geats waiting for him. Not frightened sheep.

Bu gece onu Geats'ler bekliyor olacak, korkak koyunlar değil

Worse than that you are a superstitious, frightened idiot!

Daha da kötüsü, batıl inançlı korkak bir budalasın.

frightened ürkek

Now she's just a confused, frightened old woman.

Artık kafası karışık, yaşlı ve ürkek bir kadın.

Like a frightened virgin.

Ürkek bir bakire gibi.

Your beautiful, blue, frightened eyes.

Güzel, mavi, ürkek gözlerinize.