English-Turkish translations for frontier:

sınır · sınırda olan · hudut · other translations

frontier sınır

Yes, Mr President, but if only the frontier could be made safe for the plough.

Evet, Sayın Başkan, ama sadece sınır hattımızı sabanlar için güvenli hale getirebilirsek.

The frontier is close and Berlin is not far.

Sınır yakın, Berlin de çok uzak değil.

Ready for weird, stiff, traditional frontier dancing?

Garip, sert, geleneksel sınır bölgesi dansına hazır mısın?

Click to see more example sentences
frontier sınırda olan

Arpanet was the new frontier.

Yeni sınır Arpanet'ti o zamanlar.

frontier hudut

Frontier Guard, Tayan Observation Squad.

Tayan gözcü birliğine bağlı hudut askeriyim.