English-Turkish translations for fuel:

yakıtlı, yakıt · benzin · tankı · mazot · yakıt almak · akaryakıt · yakacak · çalıştırmak · other translations

fuel yakıtlı, yakıt

We know that everything we need is there food, fuel and water.

İhtiyacımız olan her şeyin orada olduğunu biliyoruz. Yiyecek, yakıt ve su.

Heat, fuel and oxygen.

Isı, Yakıt ve oksijen.

But this new system would mean a vast reduction in fuel consumption.

Ama bu yeni sistem, yakıt tüketiminde büyük bir tasarruf demek.

Click to see more example sentences
fuel benzin

How about some organic fuel?

Biraz organik benzine ne dersin?

Wow, this organic fuel is great!

Vov, bu organik benzin bir harika!

How much fuel is there?

Ne kadar benzin kaldı?

Click to see more example sentences
fuel tankı

You found a piece of the fancy fuel tank, too?

Sen de mi yakıt tankından bir parça buldun?

This fuel tank is from your aircraft, is it?

Bu yakıt tankı senin jetinin, değil mi?

Altameyer, unhook the aux fuel bladder port side.

Altameyer, iskele tarafındaki yedek yakıt tankını çöz.

Click to see more example sentences
fuel mazot

Gotta pay for the fuel, the pilot chief of police.

Mazot için para, pilot için para polis şefi

Diesel fuel. Last chance.

Mazot için son şans.

Rotting fish carcass and diesel fuel?

Çürümüş balık kalıntısı ve mazot mu?

fuel yakıt almak

What kind of vessel takes that much fuel?

Ne tür bir araç bu kadar yakıt alır?

I stopped to get fuel.

Yakıt almak için durdum.

I'll get the fuel truck.

Ben yakıt kamyonunu alırım.

fuel akaryakıt

It's a regional fuel company.

Bölgesel bir akaryakıt şirketi.

Also fuel oil, naptha, detergent and antimony sulfide.

Ayrıca akaryakıt, naptha, deterjan ve antimon sülfür.

fuel yakacak

Fresh water, fish, fuel.

Taze su, balık, yakacak.

fuel çalıştırmak

Fuel drive's spun up and ready.

Yakıt pompası hazır ve çalışıyor.