full time

Because I got the kids three days a week and if I had a full-time job

Çünkü çocuklar üç gün bende kalıyor ve eğer tam zamanlı bir işim olursa

You've given us a new father and a full-time job.

Bize yeni bir baba ve tam zamanlı bir verdin.

America needs a full-time president and a full-time Congress particularly at this time

Amerika'nın tam gün çalışan bir başkana ihtiyacı var ve tam gün çalışan kongreye. Özellikle şu sıralarda.

When was the last time you had a full-time doctor here?

Burda en son ne zaman tam gün çalışan bir doktor vardı?

You have a full-time job, you have a husband, and now you're gonna get sick from blogging.

Tam zamanlı bir işin, ayrıca bir kocan var ve şimdi de bu blog işi seni hasta edecek.

No, it'll be full time.

Hayır, tam gün olacak.

I like spending time with you, too, but it'll be part-time, not full-time.

Ben de seninle zaman geçirmeyi seviyorum ama işin yarı zamanlı olacak, tam zamanlı değil.

Oh, well it's not a full-time job.

Bu tam zamanlı bir değil.

It's like a full time job.

Sanki tam gün gibi.

It's a full time job being Helen.

Helen olmak tam gün bir iş.