English-Turkish translations for fully:

tamı tamına, tam · tamamen · tam olarak · iyice · tamamıyla · tümüyle · bütünüyle, bütün · en az · hiç olmazsa · other translations

fully tamı tamına, tam

And she's a fully trained telephone engineer.

Ve kız da tam eğitimli bir telefon mühendisi.

I have a day off And a fully charged power ring.

Bir gün tatilim ve tam dolu güç yüzüğüm var.

Of course, the car's bulletproof and fully armored.

Tabii ki arabamız da kurşun geçirmez ve tam teçhizatlıdır.

Click to see more example sentences
fully tamamen

But soon, you'll serve your purpose, and Lexi will be fully mine.

Ama yakında, amacına hizmet edeceksin ve Lexi tamamen benim olacak.

We're fully organic here.

Biz tamamen organiğiz burda.

One living, one almost dead. Four fully dead.

Bir canlı, bir ölmek üzere olan dört tamamen ölmüş.

Click to see more example sentences
fully tam olarak

But this isn't a fully valid American driver's license.

Ancak bu tam olarak geçerli bir Amerikan ehliyeti değil.

Even we don't fully understand how it works.

Biz bile nasıl olduğunu tam olarak anlamıyoruz.

It seems they're not fully prepared.

Görünüşe göre tam olarak hazırlıklı değiller.

Click to see more example sentences
fully iyice

I fully understand but right now

Çok iyi anlıyorum ama şu anda

And this this horse is fully grown.

Bu, bu at da iyice büyümüş.

Good news is the gate is fully operational again.

İyi haber geçit yeniden tamamen çalışır durumda.

Click to see more example sentences
fully tamamıyla

A minor problem. Fully under control.

Küçük bir sorun tamamıyla kontrol altında.

All systems are fully operational.

Bütün sistemler tamam ve çalışır durumda.

But he's now fully recovered.

Ama şimdi tamamıyla iyileşti.

Click to see more example sentences
fully tümüyle

Elsa was fully grown now.

Elsa artık tümüyle büyüdü.

All decks report fully operational.

Tüm güverteler operasyona hazır.

We're Questionable Goods, fully downloadable at questionablegoods.tv.

Biz Defolu Mallar. Tüm şarkılarımıza defolumallar.tv'den ulaşabilirsiniz.

Click to see more example sentences
fully bütünüyle, bütün

All systems are fully operational.

Bütün sistemler tamam ve çalışır durumda.

Miss Gravely, a beauty parlor, fully equipped?

Bayan Gravely'e bir güzellik seti. Bütün eşyalarıyla.

lts units are fully formed, self-learning cyber beings.

Bütün birimleri, açık öğrenme yeteneğine sahip siber oluşumlar.

fully en az

At least I'm fully dressed this time.

En azından bu sefer tam olarak giyiniğim.

fully hiç olmazsa

I never fully explained how

Sana hiç tam olarak açıklayamadım