English-Turkish translations for fumbling:

beceriksiz · other translations

fumbling

Ate like a horse, drank a bottle of Pinot Grigio, not so much as a fumble.

At gibi yedim, bir şişe Pinot Grigio içtim ve daha anlatacak fazla bir şey yok.

I'm look, I'm about to fumble a multimillion-dollar deal with Rutgers University.

Bakın ben Rutgers Üniversitesiyle milyonlarca dolarlık bir anlaşma yapmak üzereyim.

Look, if she fumbles a lift, I'm the one who blows a knee.

O bir asansör tutamazken eğer Bak, ben bir diz darbeler biri.

We kissed, and then I fumbled for some Tic Tacs.

Sonra öptü ve Bazı Tic Tacs için arandı.

Oh, there's a fumble.

Ah, bir bozmak var.

So let them fumble about outside, and stay calm.

Onların dışarıda dolaşmasına izin verin ve sakin olun.

Santa Carla's fumble recovered by St. Anthony's.

Santa Carla'nın kaybettiği topu St. Anthony'i alıyor.

When a surgeon fumbles, a patient dies.

Bir cerrah hata yaparsa bir hasta ölür.

Julian Washington fumbles the ball!

Julian Washington topu kaçırdı!

But this QB runs back, and picks up his own fumble.

Ama oyun kurucu geri koştu ve düşürdüğü topu yakaladı.