furrowed

You and your furrowed brow.

Sen ve senin çatık kaşların.

So did Selam have the deep furrow and small neocortex of a chimp?

Peki Selam'da şempanzedeki gibi derin bir oluk ve küçük neokorteks mi vardı?

The furrowed brow and the pauses are killing me.

Bu çatık kaşlar ve duraklamalar beni mahvediyor.

Muscles tensed, brows furrowed.

Kaslar gerilmiş. Kaşlar çatılmış.

There's a deep furrow in the seabed.

Deniz tabanında derin bir yarık var.

Justice Middleton, I myself examined the furrows.

Adalet Middleton, tarlayı kendim kontrol ettim.