English-Turkish translations for fuse:

birleştirmek · fitil · sigorta · kaynaşmak · fünye · orta · füzyon · tapa · atmak · other translations

fuse birleştirmek

A cybernetic body fused with a human neural system

İnsan sinir sistemi ile kaynaşmış sibernetik bir vücut

This is an old fuse box.

Bu eski bir sigorta kutusu.

It's a Chinese fuse.

Bu bir Çin fünyesi.

Click to see more example sentences
fuse fitil

Oh, eh, gunpowder, nitroglycerin notepads, fuses, wicks, glue and paper clips big ones.

Barut, nitrogliserin, fitiller, sigortalar, yapıştırıcı, ve kağıt kıskançları büyük boy.

Give me the fuse.

Bana bir fitil ver.

Fu Yien, you go inside and get twine for fuse.

Fu Yien, git içeriden fitil için ip getir.

Click to see more example sentences
fuse sigorta

This is an old fuse box.

Bu eski bir sigorta kutusu.

Where's the fuse box, Larry?

Sigorta kutusu nerede, Larry?

And then a fuse blows.

Ve sonra bir sigorta atar.

Click to see more example sentences
fuse kaynaşmak

A cybernetic body fused with a human neural system

İnsan sinir sistemi ile kaynaşmış sibernetik bir vücut

That means the nerves have fused.

Bu demek oluyor ki sinirler kaynaşmış.

Looks like he's fused into the suit.

Görünüşe göre giysinin içine kaynaşmış gibi.

Click to see more example sentences
fuse fünye

Fuse is set for exactly five minutes, ten seconds.

Fünye tam beş dakika on saniyeye ayarlandı.

There's a fuse.

Bu bir fünye.

Chiba gets fuses and powder.

Chiba fünye ve patlayıcıyı alacak.

Click to see more example sentences
fuse orta

There's no fuse.

Ortada fitil yok.

fuse füzyon

This fuse will burn for half-hour exactly.

Bu füzyon tam olarak yarım saat yanacak.

fuse tapa

Paralysing gas, fuses detonator

Bayıltıcı gaz, tapalar patlatıcı

fuse atmak

Is the fuse out, Ander?

Sigortası atmış, Ander?