English-Turkish translations for future:

gelecek · gelecekteki · müstakbel · gelecek zaman · sonraki · gelecekte olacak şey · ilerideki · yarın · vadeli · other translations

future gelecek

It's a very interesting story, future boy but there's one thing that doesn't make sense.

Bu çok ilginç bir hikaye, gelecekten gelen çocuk ama mantıklı olmayan tek bir şey var.

You have a big future.

Büyük bir geleceğin var.

What about his future?

Peki ya onun geleceği?

Click to see more example sentences
future gelecekteki

It's a very interesting story, future boy but there's one thing that doesn't make sense.

Bu çok ilginç bir hikaye, gelecekten gelen çocuk ama mantıklı olmayan tek bir şey var.

I'm sorry, daddy, but just try and think of her as practice for a future actual date, and then and remember to use really small words.

Özür dilerim babacığım, ama onu gelecekteki gerçek bir randevu için bir deneme olarak düşün ve unutma, gerçekten küçük kelimeler kullan.

Our contact from the future has helped us many times.

Gelecekten gelen bağlantımız bize bir çok kez yardım etti.

Click to see more example sentences
future müstakbel

Your future wife, is still your wife, but my sister.

Senin müstakbel karın, o hala senin karın ve benim kız kardeşim.

This is my future father-in-law, Gerald, and his lovely wife, Helen.

Bu benim müstakbel kayınpederim, Gerald ve sevimli eşi, Helen.

Catch you later, future wife.

Sonra görüşürüz, müstakbel eşim.

Click to see more example sentences
future gelecek zaman

It's a future too, at least it is for me.

Aynı zamanda gelecek de, en azından benim için.

So what that tells me is we're in a completely different future on a completely different timeline.

Peki bana söyler olan tamamen farklı bir gelecek konum tamamen farklı bir zaman çizelgesi üzerinde.

May have no future, but then

Geleceği olmayabilir, ama o zaman

Click to see more example sentences
future sonraki

Then do it for your students, for their future, because you and I both agree they deserve one.

Sonra onların geleceği için, öğrencileriniz için bunu yapmak, sen ve ben hem kabul çünkü bir hak.

And then reality hits and no money and no real future, and then, you know

Sonra gerçekle karşılaştılar, para yok, gerçek bir gelecek yok ve sonra da, biliyorsun

Good policeman, bright future then something like this happens.

İyi bir polis, geleceği parlak sonra böyle bir şeyler oluyor.

Click to see more example sentences
future gelecekte olacak şey

It's a very interesting story, future boy but there's one thing that doesn't make sense.

Bu çok ilginç bir hikaye, gelecekten gelen çocuk ama mantıklı olmayan tek bir şey var.

One day, in the distant future, things will be calm and normal, right?

Bir gün, uzak bir gelecekte her şey sakin ve normal olacak, değil mi?

Good policeman, bright future then something like this happens.

İyi bir polis, geleceği parlak sonra böyle bir şeyler oluyor.

Click to see more example sentences
future ilerideki

Show me a piece of future technology.

Bana bir parça ileri teknoloji göster.

And Aumea. .Aumea will have a long and happy future ahead of her.

Ve Aumea Aumea ileride mutlu ve uzun bir geleceğe sahip olacak.

And future considerations.

Ve ileride saygınlık?

future yarın

For tomorrow For our future

Yarın için. Geleceğimiz için.

This future of yours Shelmerdine, when it's gonna begin today? or is it always tomorrow?

Senin şu geleceğin, Shelmerdine, ne zaman başlayacak? Bugün mü? Yoksa hep yarın mı?

future vadeli

Clippings from futures that never happened because I prevented them.

Asla vadeli gelen Küpürleri Ben onları engelledi çünkü.