gaps

There is an obvious gap but no indication of why.

Açıkça bir boşluk var ama neden olduğuna dair hiçbirşey yok.

Sorry, I've got a gap.

Üzgünüm bir boşluk var.

I told you. There's a gap.

Dedim ya, bir boşluk var.

In a dark little gap of some anonymous little street.

İsimsiz küçük bir sokakta karanlık, küçük bir geçit.

I mean Not that gap

Yani o gap değil

There are some gaps here and here.

Burada ve burada bazı kesilmeler var

There's a big gap in Richie's life up until about a year ago.

Bir sene öncesine kadar Richie'nin hayatında büyük bir boşluk vardı.

For example, on level three, there's just a gap.

Örneğin, üçüncü seviyede, sadece bir aralık var.

'It leaves a tremendous gap'

Büyük bir boşluk bırakıyor.

What about this gap?

Peki bu boşluk nedir?