gaps

'Frances, there is a gap between these two smokers.

Frances iki bacanın arasında bir açıklık var.

Not that gap

O boşluğu değil

Hello, Mr. Yakamoto, welcome back to the Gap.

Merhaba Bay Yakamoto, Gap 'e tekrar hoş geldiniz.

How bad is the gap?

Fark ne kadar kötü?

She has a gap, not us

O bir uçurum, biz değiliz.

A serious generation gap

Ciddi bir kuşak çatışması

We'll always be here, but the shelter is a stop-gap solution.

Biz hep burada olacağız, ama sığınak geçici bir çözüm.

Paris, London, the Delaware Water Gap.

Paris, Londra, Delaware Su Geçidi.

Are these Gap corners?

Bunlar Gap köşeleri mi?

Of course he's left a gap, but it's no good fretting.

Elbette geride bir boşluk bıraktı, ama üzülmenin bir faydası yok.