English-Turkish translations for gesture:

jest · hareket · jest yapmak · el hareketi · işaret · hareket jest · mimik · baş hareketi · other translations

gesture jest

One more big, beautiful, stupid, romantic gesture and then, whatever she says, yes or no, that's it.

Bir büyük, güzel, aptal romantik jest daha. Ve daha sonra, ne derse desin, evet veya hayır, o kadar.

And this is a big gesture.

Ve bu büyük bir jest.

It's a nice gesture. But maybe we should wait. Oh.

Bu güzel bir jest, ama belki de beklemeliyiz.

Click to see more example sentences
gesture hareket

I understand it's a gesture but, Mom, this is moving very quickly.

Anladım bu bir jest fakat, Anne, bu çok hızlı hareket ediyor.

That's a very brave but foolish gesture.

Çok cesur ama aptalca bir hareket.

Is this a Jewish gesture?

Bu bir Yahudi hareketi mi?

Click to see more example sentences
gesture jest yapmak

It's a nice gesture, but I got everything under control.

Bu yaptığın güzel bir jest ama her şey kontrolüm altında.

Make a big romantic gesture.

Büyük romantik bir jest yap.

Maybe if you made some big, romantic gesture

Belki biraz büyük ve romantik jest yaparsan

Click to see more example sentences
gesture el hareketi

Your voice sounded great, But there was, like, a hand gesture

Harika bir sesin var, ama bir el hareketin vardı ki

Making a lot of hand gestures!

Bir sürü el hareketi yapıyorsun.

Those strange, hypnotic hand gestures.

O garip, hipnotize edici el hareketlerine

Click to see more example sentences
gesture işaret

This is a friendly gesture.

Bu dostça bir işaret.

Every gesture has two sides.

Her işaretin iki yüzü vardır.

gesture hareket jest

I understand it's a gesture but, Mom, this is moving very quickly.

Anladım bu bir jest fakat, Anne, bu çok hızlı hareket ediyor.

It was gauche and it was and I appreciate your gesture.

Bu patavatsız bir hareketti. Ve bu Ve yaptığın jeste minnettarım.

gesture mimik

Classic gestural slip.

Klasik jest-mimik kayması.

gesture baş hareketi

A violent gesture, at first it frightened me. but then he started caressing me, and at the same time he stripped me.

Şiddetli bir hareket, ilk başta beni korkuttu ama sonra beni okşamaya başladı ve aynı zamanda beni soydu.