English-Turkish translations for get:

gitmek · olmak · getirmek · almak · gelmek · bulmak · çıkmak · ettirmek, etmek · varmak · gidip getirmek · yapabilmek, yaptırmak, yapmak · bakmak · kızmak · geçmek, geçirmek · başlamak · yakalamak · götürmek · aşağı inmek · anlamak · binmek · öldürmek · kaçmak · atılmak · katılmak · elde etmek · hazırlamak · kurtulmak · bir araya gelmek · kazanmak · kavuşmak · vurmak · ulaşmak, ulaştırmak · uymak, uydurmak · sokmak · yetmek · kurtarmak · ortaya çıkmak · demek istemek · dolaşmak · ayrılmak · sağlamak · ele geçirmek · yavru · geride bırakmak · başarmak · alışmak · açıklamak · edinmek · şaşırtmak · kabul etmek · tırmanmak · üstünden atmak · bağlantı kurmak · düzenlemek · kokusunu almak · sebep olmak · other translations

get gitmek

Please, just go and get her?

Sadece git ve onu getir, lütfen.

All right, let's get going here, will you, please?

Tamam, hadi şuraya gidelim, tamam lütfen?

Let's get out of here tonight.

Hadi bu gece buradan gidelim.

Click to see more example sentences
get olmak

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

The other night, we were getting close, and something almost happened, but then he stopped.

Geçen gece, biz yakınlaştık, ve bir şeyler neredeyse oluyordu, ama sonra o durdu.

How does one man get to be so funny?

Bir insan nasıl bu kadar komik olabilir?

Click to see more example sentences
get getirmek

Please, just go and get her?

Sadece git ve onu getir, lütfen.

Please get me some help.

Bana yardım getir, lütfen.

Now go home, go upstairs, get me a dress, and hurry!

Şimdi eve git, üst kata çık bana bir elbise getir, ve acele et!

Click to see more example sentences
get almak

Look, we have five hours to get this movie back, and that may seem impossible, but not for us.

Bakın, bu filmi geri almak için beş saatimiz var bu imkansız gibi görünebilir, ama bizim için değil.

I'll get it. You wait here.

Ben alırım, sen burada bekle.

That ship is the best chance we have of getting home. Are we done?

O geminin en iyi şans biz ev almak var. biz bitti mi?

Click to see more example sentences
get gelmek

Now come and get me!

Şimdi gel ve beni al!

Sarah and Robert came to get her, then came back for lunch.

Sarah ve Robert onu almak için geldi, sonra öğle yemeği için döndü.

Young man, get up here.

Genç adam, gel buraya.

Click to see more example sentences
get bulmak

Yeah, get a good one.

Evet. İyi bir tane bul.

Then you get some.

O zaman git ve bul!

When did you get a new boyfriend?

Ne zaman yeni bir sevgili buldun?

Click to see more example sentences
get çıkmak

Please, please, please, just get me out of here.

Lütfen, lütfen, lütfen. Hemen çıkar beni buradan.

Get out and stay out.

Dışarı çık ve orada kal.

All right, son get out.

Pekala evlat. Çık dışarı.

Click to see more example sentences
get ettirmek, etmek

It's not for my parents, it's not for Nathan, it's just for me and Chris can help me get it.

Ailem için değil, Nathan için de değil sadece benim için ve Chris bana bunu yapmamda yardım etti.

Get something out of that and give me a hand.

Bundan bir şey çıkar ve bana yardım et.

Go ahead and do it Get ready

Devam et ve yap. Hazır ol.

Click to see more example sentences
get varmak

Maybe there's a name somewhere, a phone number, and we can get it back to them.

Belki bir yerlerde bir isim vardır, Bir telefon numarası, ve onları geri getirebiliriz.

I've only got one, so get as many as you can find, okay?

Ben de bir tane var, bu yüzden bulabildiğin kadar al tamam mı?

Is there any place to get a coffee dude?

Burada kahve alacak bir yer var ahbap?

Click to see more example sentences
get gidip getirmek

Please, just go and get her?

Sadece git ve onu getir, lütfen.

Go get the girl back.

Gidip kızı geri getir.

Go and get these boys some more beer.

Git ve bu çocuklara biraz daha bira getir.

Click to see more example sentences
get yapabilmek, yaptırmak, yapmak

There's no time for this, get out of there and do something

Bunun için vaktimiz yok, git buradan ve bir şeyler yap.

Do something. Get in!

Bir şeyler yap, içeri gir!

I was thinking about getting These are real too.

Ben de yaptırmayı düşünüyordum Bunlar da gerçek.

Click to see more example sentences
get bakmak

Look, we have five hours to get this movie back, and that may seem impossible, but not for us.

Bakın, bu filmi geri almak için beş saatimiz var bu imkansız gibi görünebilir, ama bizim için değil.

Get up. Look at me.

Kalk hadi, bana bak.

Look, let's get another drink.

Bak, başka bir içki alalım. Tamam.

Click to see more example sentences
get kızmak

Tell me, how does a girl like you get to be a girl like you?

Söylesene, nasıl oldu da senin gibi bir kız, böyle bir kız oldu?

But tonight We're getting you a new girl

Ama bu gece sana yeni bir kız bulacağız.

Please, get me the girl.

Lütfen bana kızı verin.

Click to see more example sentences
get geçmek, geçirmek

Everything happened so fast the other day, I I didn't get to thank you.

Geçen gün her şey çok hızlı oldu ben ben sana teşekkür edemedim.

Why did you get home this late, daddy?

Eve neden bu kadar geç geldin, baba?

We'll never get an opportunity like this again.

Bir daha elimize asla böyle bir fırsat geçmez.

Click to see more example sentences
get başlamak

This is getting really, really hard, you know?

Bu gerçekten çok zor olmaya başladı biliyor musun?

And he can get a chance to start again.

Ve yeniden başlamak için bir fırsatı olabilir.

It's just getting to be too much.

Bu durum çok fazla olmaya başladı.

Click to see more example sentences
get yakalamak

Hey, come and get me.

Hey, gel ve yakala beni.

Then let's go and get him!

O zaman gidip yakalayalım onu.

Mother, get her!

Ana, yakala onu!

Click to see more example sentences
get götürmek

Here, take this back and get me another.

Al, bunu geri götür ve bana başkasını getir.

This is not getting us anywhere, okay?

Bu bizi hiçbir yere götürmez, tamam mı?

Take your wife and family and get them someplace safe, now!

Karını ve aileni al ve onları güvenli bir yere götür, derhal

Click to see more example sentences
get aşağı inmek

Get down from there, I got a better idea.

İn oradan aşağı, daha iyi bir fikrim var.

Come up and get me down.

Buraya gelip beni aşağı indir.

Get down, it's dangerous.

İn aşağı. Çok tehlikeli.

Click to see more example sentences
get anlamak

Yeah, but you get it, right?

Evet, ama sen anladın, değil mi?

What? I still don't get anything!

Ben hâlâ bir şey anlamıyorum.

No never don't get me wrong

Yo Asla beni yanlış anladın

Click to see more example sentences
get binmek

But I have a job to do, so please get in the car.

Ama yapmam gereken bir var, bu yüzden lütfen arabaya bin.

Hurry up and get on.

Acele et ve bin.

Do yourself a favour, get on the next plane back to London.

Kendine bir iyilik yap, Londra'ya gidecek bir sonraki uçağa bin.

Click to see more example sentences
get öldürmek

Look, if you get me out of here, I'll kill him for you, all right?

Bak, sen beni buradan çıkar, ben de senin için onu öldüreyim, tamam mı?

And you get to die for her, just like you promised

Ve sen de onun için öleceksin. Söz verdiğin gibi.

You better get home, or your mom's gonna kill me.

Eve gitsen iyi olur yoksa annen beni öldürecek.

Click to see more example sentences
get kaçmak

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

A few weeks ago, they came to apologize for getting me arrested.

Bir kaç hafta önce beni tutuklattırdıkları için özür dilemeye geldiler.

I once told you, Ryan, if only one gets out, it's a victory.

Sana bir kez söylemiştim Ryan, tek bir kişi bile kaçsa, bu bir zaferdir.

Click to see more example sentences
get atılmak

Let's go, let's get another one.

Hadi bir tane daha atalım.

Get me a horse.

Bana bir at ver.

We should get a horse.

Biz de bir at almalıyız.

Click to see more example sentences
get katılmak

Now go home, go upstairs, get me a dress, and hurry!

Şimdi eve git, üst kata çık bana bir elbise getir, ve acele et!

Now get back downstairs.

Şimdi alt kata geri dönün.

And I get twice as much work.

Ve iki kat daha fazla alıyorum.

Click to see more example sentences
get elde etmek

Now he's in there, and I'm going to get him out.

Şimdi o orada, ve onu elde etmek için gidiyorum.

At least he's getting something.

En azından bir şeyler elde ediyor.

ls it so easy to get evidence against him?

Ona karşı kanıt elde etmek kolay mı?

Click to see more example sentences
get hazırlamak

Look, I'll be home soon. You get everything ready, OK?

Yakında eve döneceğim Sen her şeyi hazırla, tamam mı?

Hurry and get the food ready.

Acele et ve yemeği hazırla.

Get everything ready.

Her şeyi hazırla!

Click to see more example sentences
get kurtulmak

He's got a pretty good plan to get us out of this mess.

O çok iyi bir planı var Bize bu karmaşadan kurtulmak için.

Either you get rid of him, or I will.

Ya sen ondan kurtul, ya da ben.

Good plan to get rid of that cop, huh?

O polisten kurtulmak için iyi bir plan, huh?

Click to see more example sentences
get bir araya gelmek

Maybe we should just get together and make something.

Belki de bir araya gelip bir şeyler yapmalıyız.

Look, can we get together later tonight?

Bu gece daha sonra bir araya gelebilir miyiz?

A small group of us would get together and talk.

Bizden küçük bir grup bir araya geldi ve konuştu.

Click to see more example sentences
get kazanmak

I used you to get more money, but you used me first. Fine.

Seni, daha çok para kazanmak için kullandım ama önce sen beni kullandın.

Sleep all day, work all night. And you get more money.

Bütün gün uyu, gece çalış ve daha fazla para kazan.

Well, then here's your opportunity to get me back.

Peki, işte beni geri kazanmak için sana fırsat.

Click to see more example sentences
get kavuşmak

All right, Howard, let's get something straight right now.

Tamam Howard, bir şeyi açıklığa kavuşturalım şimdi.

Let's get something straight, okay?

Bir şeyi açıklığa kavuşturalım, tamam mı?

Hey, let's get something straight.

Hey, bir şeyi açıklığa kavuşturalım.

Click to see more example sentences
get vurmak

Come on, get him!

Hadi, vur ona!

You get hit and nothing happens?

Sana vurdu ve hiçbir şey olmadı mı?

You get a clean shot.

Temiz bir vuruş yap.

Click to see more example sentences
get ulaşmak, ulaştırmak

But how would a kid like Nick get access to those records, and that kind of information?

Ama Nick gibi bir çocuk nasıl bu kayıtlara ulaşmış olabilir,.. ve bu tarz bir bilgiye?

It's important to get that information.

O bilgiye ulaşmak için bu çok önemli.

Maybe someone was using him to get at you.

Belki biri sana ulaşmak için onu kullanıyor.

Click to see more example sentences
get uymak, uydurmak

He's wrong about Ana doing drugs, and I don't want him getting anything else wrong.

O uyuşturucu yapıyor Ana, hakkında yanlış ve onu yanlış başka bir şey almak istemiyorum.

Ray, wake up and get a van.

Ray, uyan ve bir araç bul.

You're my only hope, get me some dope baby.

Sen benim tek umut vardır, beni bazı uyuşturucu Bebek

Click to see more example sentences
get sokmak

You get us into this, little man.

Bizi bunun içine sen soktun, küçük adam.

Hurry, get her inside.

Acele et, onu içeri sok.

Get them inside! Get in!

Onları içeri sok içeri!

Click to see more example sentences
get yetmek

Just get here, okay.

Sadece buraya gel yeter.

Yeah, just get over really?

Gerçekten mi? Evet, gel yeter

Alright that's it, get her back!

Tamam, bu kadarı yeter. Geri getir onu!

Click to see more example sentences
get kurtarmak

Just come and get me.

Sadece gel ve beni kurtar.

Get an A. Save a small country.

A al. Küçük bir ülkeyi kurtar.

She still has Jool and Chiana, and we have a plan to get 'em out.

Jool ve Chiana hala onun elinde ve onları kurtarmak için bir planımız var.

Click to see more example sentences
get ortaya çıkmak

Then get out of there!

O zaman çık ortaya.

I mean, if this gets out, she goes to jail.

Demek istediğim, eğer bu ortaya çıkarsa, hapse gider.

Hey, Dad, is it getting out?

Hey, Baba. Ortaya çıkacak mı?

Click to see more example sentences
get demek istemek

I mean, yours are nice, don't get me wrong.

Demek istediğim, seninki de güzel, yanlış anlama.

I mean, if this gets out, she goes to jail.

Demek istediğim, eğer bu ortaya çıkarsa, hapse gider.

I mean, get you the stars or the moon?

Demek istediğim sen yıldız mısın yoksa ay mı?

Click to see more example sentences
get dolaşmak

Whoever this guy is, he gets around.

Bu adam her kimse çok dolaşıyor.

Wow, that lady really gets around.

Vay be, bu bayan amma dolaşıyor.

So get anything frozen.

Donmuş bir şey bul yeter.

Click to see more example sentences
get ayrılmak

Just get yourself some more time.

Kendine biraz daha zaman ayır.

Go get him, John.

Git, ayır onu, John.

Getting left is a good thing?

Ayrılmak iyi bir şey mi?

Click to see more example sentences
get sağlamak

Knowing the truth and getting justice isn't the same thing.

Doğruyu bilmek ve adaleti sağlamak aynı şey değildir.

We can also get you something more valuable. What?

Sana daha değerli bir şey de sağlayabiliriz.

Scotty, can you get us some more light?

Scotty, bize biraz daha ışık sağlayabilir misin?

Click to see more example sentences
get ele geçirmek

Is this to do things to me Or just to get control of the remote?

Bu bana bir şeyler yapmak için mi yoksa sadece kumandayı ele geçirmek için mi?

Usually you don't get something like this except at baptisms and weddings.

Genelde vaftizler ve düğünler dışında böyle bir şey ele geçmez.

Instead of helping Black Lightning he wants to destroy it. and get the nanocatalyst.

Siyah Yıldırım'a yardım etmek yerine onu yok etmek istiyor. Amacı nanokatalizörü ele geçirmek.

Click to see more example sentences
get yavru

We'll get a puppy this time.

Bu kez yavru bir köpek alırız.

Did you get a puppy?

Yavru bir köpek mi aldın?

I'm a hot rod hell kitten, get inside

Ben, yavru sıcak bir çubuk cehenneminim içeri

Click to see more example sentences
get geride bırakmak

Get Emma and Mary Margaret back, and until then, leave me leave everyone alone.

Emma'yı ve Mary Margaret'i geri getir, ama o zamana kadar beni ve diğer herkesi rahat bırak.

let Michael leave when he gets back!

Michael geri geldiğinde bırak da gitsin!

How'd you get left behind?

Seni nasıl geride bıraktılar?

Click to see more example sentences
get başarmak

Somehow he managed to get free and, despite being unarmed, he killed everyone in that room.

Bir şekilde serbest kalmayı başardı ve silahsız olmasına rağmen o odadaki herkesi öldürdü.

I managed to get some audio, but not enough.

Biraz ses almayı başarabildim, ama yeterli değil.

Finally, Hammond and I managed to get free.

En sonunda Hammond ve ben kurtulmayı başardık.

Click to see more example sentences
get alışmak

No, no, just Just takes a little getting used to.

Hayır, hayır sadece sadece alışmak biraz zaman alıyor.

Takes some getting used to, huh?

Alışmak biraz zaman alıyor değil mi?

It's all right,Archie.It gets easier.

Takma kafana Archie. Alışırsın.

Click to see more example sentences
get açıklamak

Let me explain.. first get your wife here.

Açıklamama izin ver önce karını buraya getir.

Well, everyone gets depressed and angry, but that's still no explanation.

Herkes depresyonda ve kızgın ama bu bunun açıklaması değil.

Dr. Rydell explained everything to me, and I get it.

Rydell bana her şeyi açıkladı ve anladım. Dr.

Click to see more example sentences
get edinmek

Getting a new kidney is a really big deal.

Yeni bir böbrek edinmek çok önemli bir şey.

Yeah, it's a great way to make friends, but you're not getting an iPad.

Evet, arkadaş edinmek için güzel bir yol ama bir iPad alamayacaksın.

It's a documentary, just to get some ideas.

Bu bir belgesel, sadece biraz fikir edinmek için.

get şaşırtmak

Everyone's baffled who is getting Bunty Bhaiyya out... .along with the terrorists.

Herkes kim olduğunu şaşırmış's Bunty Bhaiyya çıkıyorum. .. . Teröristler ile birlikte.

I'm getting very confusing readings.

Çok şaşırtıcı okumalar alıyorum.

How infallible can you get?

Daha ne kadar şaşmaz olabilir?

get kabul etmek

Maybe you should get the job first. Yes, that's true.

Belki de önce işi kabul etmelisin Evet bu doğru

She reaccepted, and we're getting married after regionals.

Kabul etti ve Bölge yarışmasından sonra evleniyoruz.

get tırmanmak

When does Raj get to climb Mount Vanessa?

Peki Raj ne zaman Vanessa Dağı'na tırmanacak?

Climbing this hill gets harder every year

Bu tepeyi tırmanmak, her yıl biraz daha zorlaşıyor.

get üstünden atmak

Give me your hand and get on this horse!

Elini ver ve bu atın üstüne bin!

Now drop the gun and get on your knees.

Şimdi silahını at ve dizlerinin üstüne çök.

get bağlantı kurmak

Then it's time for you to get some new contacts.

O zaman senin için yeni bağlantılar kurma zamanı.

get düzenlemek

With your court and boxingproblems can you get a fight promoted?

Mahkeme ve lisans problemlerin ile Bir dövüş düzenleyebilir misin?

get kokusunu almak

Again boğmuşsun No-smell getting

Yine boğmuşsun Hayır Kokusunu alıyorum

get sebep olmak

That's not a reason to get married.

Bu, evlenmek için bir sebep olamaz.