English-Turkish translations for gift:

hediye · yetenekli, yetenek · hediye vermek · armağan · lütuf · hünerli, hüner · kabiliyet · bağış · nimet · other translations

gift hediye

Well, being a mom, I can tell you that a nice, normal dinner with friends and family is a perfect gift.

Arkadaşlar ve aile ile mükemmel bir hediye Peki, bir anne olmak, güzel bir, normal bir akşam yemeği olduğunu söyleyebilirim.

It's a pretty big gift.

Bu oldukça büyük bir hediye.

It's a private gift.

Bu özel bir hediye.

Click to see more example sentences
gift yetenekli, yetenek

You're a very beautiful girl with a very special gift.

Sen, çok cici ve çok özel bir yeteneği olan bir kızsın.

You have the gift.

Sen de yetenek var.

'Cause I have a gift.

Çünkü bir yeteneğim var.

Click to see more example sentences
gift hediye vermek

like you, and maybe one day, life will give me a beautiful gift too.

Senin gibi. Belki bir gün hayat bana da güzel bir hediye verir.

Seriously, folks, I want to give a little birthday gift to America.

Cidden, millet. Amerika'ya küçük bir doğum günü hediyesi vermek istiyorum.

And give you this really special gift.

Ve bu gerçekten özel hediyeyi vermek.

Click to see more example sentences
gift armağan

This very morning God gave me a gift, and I will use that gift.

Bu sabah Tanrı bana bir armağan verdi. Ve o armağanı kullanacağım.

It's been a gift to me.

Benim için bir armağan oldu.

It's a huge gift.

Bu büyük bir armağan.

Click to see more example sentences
gift lütuf

And it is a gift, you understand?

Ve bu bir lütuf, anlıyor musun?

That kid is a gift.

Bu çocuk bir lütuf.

Life is a gift, man.

Hayat bir lütuf dostum.

Click to see more example sentences
gift hünerli, hüner

This boy is gifted.

Bu çocuk çok hünerli.

He is not a gifted orator.

O, hünerli bir hatip değil.

Not idle, not gifted either.

Boş değil ama hünerli de sayılmaz.

gift kabiliyet

And those are your greatest gifts.

Onlar senin en büyük kabiliyetlerin.

She was a gifted witch but a selfish pig.

Kabiliyetli bir cadıydı ama bencil bir domuzdu.

You're a very gifted dancer.

Çok kabiliyetli bir dansçısın.

gift bağış

Eva, I read about Chuck's gift, and forgive me for being vulgar, but I've always wanted a Baignoire timepiece.

Eva, Chuck'ın hediyesini okudum. ve kaba olduğum için bağışla ama ben her zaman bir Baignoire saatim olsun istemiştim.

I accept donations. People give me gifts.

Ben bağış alırım İnsanlar bana hediyeler verirler.

gift nimet

This is nature's greatest gift.

Bu doğanın en mükemmel nimeti.