giving

Okay, I'll give you the good news first, which is not that good, but it's better than the bad.

Tamam önce iyi haberleri vereceğim ama o kadar da iyi değil, ama kötüden daha iyi.

Please give me some more time.

Lütfen bana biraz daha zaman ver.

Oh, hey, give me a call if you need anything at all, okay?

Oh, hey, bir şeye ihtiyacın olursa beni ara, tamam mı?

Give me something and I'll give you something.

Sen bana bir şey ver, ben de sana vereyim.

Hey, listen, if you think of anything, just give me a call, all right?

Hey, dinle Eğer bir şey düşünüyorsanız, bana, bir çağrı vermek tamam mı?

Please give me some time.

Lütfen bana biraz zaman ver.

Look, just give me one night, okay?

Bak, bana sadece bir gece ver tamam mı?

Give it some time everything will be okay

Biraz zaman ver her şey iyi olacak.

Do you have money to give her for the baby because it's big problem.

Bebek için ona verecek paran var mı. Çünkü çok büyük sorun.

Just give me some time.

Sadece bana biraz zaman ver.