English-Turkish translations for glorious:

muhteşem · görkemli · şanlı · harikulade · güzel · ihtişam, ihtişamlı · şerefli · olağanüstü · muzaffer · parlak · fevkalade · aziz · yüce · muazzam · mükemmel · other translations

glorious muhteşem

This is just a glorious day.

Bu ne muhteşem bir gün.

What a glorious day it is.

Ne kadar muhteşem bir gün.

What a glorious sight.

Ne muhteşem bir manzara.

Click to see more example sentences
glorious görkemli

This temple was built for one glorious moment this night, for the Blood God.

Bu tapınak tek bir görkemli an için yapıldı bu gece, Kan Tanrısı için.

Then prepare them for a glorious death.

O zaman onları görkemli bir ölüme hazırla!

They are less glorious, but at least they're honest.

Daha az görkemli, ama en azından dürüstçe yazılmışlar.

Click to see more example sentences
glorious şanlı

For you, it's done you and your comfortable Federation life your glorious Starfleet career but not for me.

Senin için bitmiş senin için, senin rahat Federasyon hayatın ve şanlı YıIdız Filosu kariyerin için ama benim için bitmedi.

Let me tell you something about your glorious son, okay?

Sana bir şey söyleyeyim senin şanlı oğlu, tamam dersin?

A glorious day for the Church!

Kilise için şanlı bir gün!

Click to see more example sentences
glorious harikulade

What a glorious day for Canada, and therefore, the world.

Kanada için, dolayısıyla da dünya için ne harikulade bir gün!

A brilliant, glorious idea

Parlak, harikulade bir fikir.

A glorious day for our village:

Köyümüz için harikulade bir gün:

Click to see more example sentences
glorious güzel

Oh, isn't it a glorious morning?

Oh, ne güzel bir sabah değil mi?

My God, Niles, it's such a glorious day! I walked all the way here.

Tanrım, o kadar güzel bir gün ki buraya kadar yürüdüm Niles.

What a glorious day for an execution.

İdam için ne kadar güzel bir gün.

Click to see more example sentences
glorious ihtişam, ihtişamlı

A glorious female warrior.

İhtişamlı bir kadın savaşçı.

It's another glorious day

İhtişamlı bir gün daha

Happy and glorious.

Mutlu ve ihtişamlı.

Click to see more example sentences
glorious şerefli

I'm a worthless coward. And you're a glorious martyr.

Ben değersiz bir ödleğim, ve sen şerefli bir şehitsin.

It's a glorious day.

Bugün şerefli bir gün.

Fifteen glorious, glorious, glorious years

On beş şerefli, şerefli, şerefli yıl

Click to see more example sentences
glorious olağanüstü

It's a glorious day today!

Bu olağanüstü bir gün

Is it not glorious?

Bu olağanüstü değil mi?

You're a glorious angel.

Sen olağanüstü bir meleksin.

Click to see more example sentences
glorious muzaffer

Besides, it is a most glorious day.

Ayrıca bugün çok muzaffer bir gün.

We are one glorious Emperor nation!

Biz muzaffer bir İmparator ulusuyuz!

The glorious I.R.A.!

Muzaffer I.R.A.!

glorious parlak

What a glorious evening.

Ne kadar parlak bir akşam.

A brilliant, glorious idea

Parlak, harikulade bir fikir.

It's a glorious sunny day.

Bugün parlak, güneşli bir gün.

glorious fevkalade

A glorious day.

Fevkalade bir gün.

Glorious, glorious news.

Fevkalade bir haber.

glorious aziz

It's a special and glorious day today.

Bugün çok özel ve aziz bir gün.

Thus our glorious Britannia, Sergeant.

Nitekim bizim aziz Britanyamız, Çavuş.

glorious yüce

Dear Lord, thank you for this glorious test.

Yüce Tanrım, Bu muhteşem test için teşekkür ederim.

O glorious Caesar.

Ey yüce Sezar.

glorious muazzam

This is my final and most glorious victory.

Bu benim en muazzam ve son zaferim.

glorious mükemmel

Glorious day, Glen.

Mükemmel gün Glen.