English-Turkish translations for glow:

parlamak · parıltı · parlama · ateş · parlaklık · other translations

glow parlamak

It had a glowing cube and those Avengers wouldn't let me have it!

Bir parlayan küp vardı ve o İntikamcılar onu almama izin vermedi!

It was raining, but the lights made everything glow.

Yağmur yağıyordu ama ışıklar her şeyi parlatıyordu.

Then why are your eyes glowing?

O zaman gözlerin neden parlıyor?

Click to see more example sentences
glow parıltı

The only thing missing is the golden glow.

Eksik olan tek şey, altın bir parıltı.

When a light bulb is turned off, there's an after-glow, a lingering, halo-like effect.

Bir ampul söndüğünde bir anda kaybolan ışık halkasına benzeyen bir son parıltı olur.

There's a glow.

Bir parıltı var.

Click to see more example sentences
glow parlama

The emergency is a major incident. bright lights and an orange glow.

Bu acil durum, büyük bir olay. parlak ışıklar ve turuncu parlama.

That weird glow.

O garip parlama.

Oma Desala, the whole glowing thing.

Oma Desala, tüm o parlama meselesi.

Click to see more example sentences
glow ateş

This is a cave glow worm.

Bu bir mağara ateş böceği.

Desire, like a fire-fly, glows bright then dim.

Arzulu, karanlığı aydınlığa çeviren ateş böceği gibi

That's how meteors glow.

Meteorlar nasıl ateş saçıyor.

glow parlaklık

Also, it gives the skin a wonderful glow.

Ayrıca cilde de harika bir parlaklık veriyor.