English-Turkish translations for gone:

gitmiş · ölmüş · yok olmuş · kaybolmuş · kayıp · bozulmuş · geçmiş · ayrılmış · heyecanlı · ilerlemiş · aşık · other translations

gone gitmiş

But they are gone now, and there's no evidence so it really doesn't matter what I think.

Ama artık gittiler ve hiç kanıt yok, o yüzden ne düşündüğümün de bir önemi yok.

What what do you mean she's gone?

Gitti mi? Ne Ne demek gitti?

Everyone else has gone home.

Diğer herkes eve gitti.

Click to see more example sentences
gone ölmüş

Oh, I appreciate the offer, but Arthur is gone and there's nothing I can do about it.

Teklif için teşekkür ederim ama Arthur öldü ve bu konuda yapabileceğim bir şey yok.

She's gone. it's been a week now.

Evet, öldü. Tam bir hafta oldu.

That man is dead and gone forever.

O adam öldü ve sonsuzluğa gitti.

Click to see more example sentences
gone yok olmuş

A few years from now, all this, this whole place, everything, it's gone, just gone.

Bugünden bir kaç yıl sonra, bütün bunlar, bütün her yer, her şey, yok oldu, sadece yok oldu.

Uh, guys, sorry to interrupt whatever that is, but the pirate ship is gone.

Uh, kızlar, böldüğüm için üzgünüm, ama korsan gemisi yok olmuş. Ne?

We'll both be gone.

İkimiz de yok olacağız.

Click to see more example sentences
gone kaybolmuş

Three days later, she was gone.

Üç gün sonra ortadan kayboldu.

I think he's gone forever.

Sanırım sonsuza dek kayboldu.

So he's gone missing before?

Demek daha önce de kayboldu?

Click to see more example sentences
gone kayıp

I'm working for a man whose daughter gone missing.

Kızı kayıp olan bir adam için çalışıyorum.

Because there's an album of photos that's gone missing.

Çünkü kayıp bir fotoğraf albümü var. Ben sadece

Her favorite teddy bear is gone.

En sevdiği oyuncak ayısı kayıp.

Click to see more example sentences
gone bozulmuş

No, it's already gone.

Hayır, çoktan bozuldu bile.

It's gone bad!

Bu kötü! Bozuldu!

I'm sorry, ma'am, but our phone's gone dead tonight.

Üzgünüm, bayan. Ama telefonumuz bu gece bozuldu.

Click to see more example sentences
gone geçmiş

Your past winners have gone on to open their own restaurants, become celebrity chefs.

Sizin geçmiş kazananlar kendi restoran açmak için gitti, ünlü şefler olur.

Ant Man is gone that's the past.

Karınca Adam gitti, bu artık geçmiş.

Past recipients have gone to prestigious universities and even more prestigious careers.

Geçmişte alanlar prestijli üniversitelere gitti, ve prestijli kariyerlere sahip oldu.

Click to see more example sentences
gone ayrılmış

And just a brief eight months later Ritchie Valens is gone.

Ve sekiz ay gibi kısa bir süre sonra Ritchie aramızdan ayrıldı.

He must have gone back after you and Mrs Beazley left.

Siz ve Bayan Beazley ayrıldıktan sonra geri dönmüş olmalı.

Mom, Manuela is a cook and as Florinda's gone I thought

Anne, Manuela bir aşçı, ve Florinda ayrıldığına göre düşündüm ki

Click to see more example sentences
gone heyecanlı

Anything exciting happen while I was gone?

Ben yokken heyecan verici bir şey oldu mu?

But now the thrill is gone.

Ama artık o heyecan kalmadı.

Maybe the thrill is gone.

Belki de heyecanı gitmiştir.

gone ilerlemiş

But she's too far gone. and you know it.

Ama artık çok ilerledi, ve sen de bunu biliyorsun.

Look how far he's gone.

Bak, ne kadar ilerledi

gone aşık

I fell in love last night, and now he's gone.

Dün gece aşık oldum ve şimdi o yok.