English-Turkish translations for good:

iyilik, iyi · çok · güzel, güzelce, güzeller · oldukça · şeyler · iyi şans · iyi çocuk · hayırlı, hayır · iyi insanlar · hoş · çıkar · âIâ · yerinde · yakışıklı · uygun · emin · yararlı · uslu · doğru · mal · adam olmak · büyük · tatlı · yarar · sağlam · tam · neredeyse · mükemmel · güvenilir · akıllı · yetenekli · dolu dolu · faydalı, fayda · taze · cici · cömert · devlet · bozulmamış · şerefli · alaka · doğruluk · itaatli · kazanç · namuslu · uysal · other translations

good iyilik, iyi

Well, yes, no, yes It's not good for me. It's not good for you.

Şey evet Hayır Evet Benim için de iyi değil, senin için de iyi değil.

No, but it's good.

Hayır ama bu da iyi.

Now is not a good time.

Şimdi iyi bir zaman değil.

Click to see more example sentences
good çok

Look, I had a really good time tonight, and I think you're really pretty, but I'm married, OK?

Bak, bu akşam çok iyi vakit geçirdim ve bence çok güzelsin ama ben evliyim, tamam mı?

That's that's very good.

Bu Bu çok iyi. Evet.

That's actually a really good idea.

Bu gerçekten çok iyi bir fikir.

Click to see more example sentences
good güzel, güzelce, güzeller

This is, this is good for me.

Bu benim için güzel bir şey.

That's good, man, that's really good.

Bu güzel, dostum, gerçekten güzel.

Yeah, I'm that good.

Evet. İşte bu güzel.

Click to see more example sentences
good oldukça

It's not a good job because I'm better than that, and you know I'm better than that.

Benim için iyi bir değil çünkü bundan daha iyiyim ve daha iyi olduğumu siz de biliyorsunuz.

No, that's not good enough for you.

Hayır, bu senin için yeterince iyi olmaz.

You know what, actually, I don't think it's a good idea.

Biliyor musun, aslında bunun iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum.

Click to see more example sentences
good şeyler

Well, yes, no, yes It's not good for me. It's not good for you.

Şey evet Hayır Evet Benim için de iyi değil, senin için de iyi değil.

I know. But it's good for you.

Ama sizin için iyi bir şey bu.

And a good thing, too.

Ve iyi bir şey de.

Click to see more example sentences
good iyi şans

I mean, this could really be a good chance for me.

Yani, bu gerçekten iyi bir şans olabilir benim için.

I mean, I guess, good luck or whatever.

Yani, sanırım, iyi şanslar ya da her neyse.

Good luck, Tom.

İyi şanslar, Tom.

Click to see more example sentences
good iyi çocuk

A good father will do anything for his child, and you're a good father.

İyi bir baba çocuğu için her şeyi yapar, ve sen iyi bir babasın.

You are such a good boy.

Sen çok iyi bir çocuksun.

Who are these children and why are they so good at being good?

Kim bu çocuklar neden bu kadar iyiler ve iyi şeyler yapıyorlar?

Click to see more example sentences
good hayırlı, hayır

Well, yes, no, yes It's not good for me. It's not good for you.

Şey evet Hayır Evet Benim için de iyi değil, senin için de iyi değil.

No. It's not good at all.

Hayır, hiç de iyi değil.

No, it's probably not a good thing.

Hayır, muhtemelen iyi bir şey değil.

Click to see more example sentences
good iyi insanlar

There's good people, there's bad people, and then there's these people.

İyi insanlar var kötü insanlar var ve bir de bunlar var.

I'm not a good person.

Ben iyi bir insan değilim.

Well, that's a matter for you good people, of course.

Siz iyi insanlar için bu bir konu, elbette.

Click to see more example sentences
good hoş

I have to tell you something and it's not good.

Sana bir şey söylemem gerek ama pek hoş bir şey değil.

This is good, nice here.

Burası hoş ve güzel.

Well, that's not a very good joke.

Bak, bu hiç de hoş bir şaka değil.

Click to see more example sentences
good çıkar

Oh, good! Good work. Now go back out there and keep them away from here.

Tanrım, iyi! iyi iş. şimdi dışarı çık ve onları buradan uzak tut.

Well, she did a very good job.

Çok iyi çıkardı o zaman.

That was good work today, Commander.

Bugün iyi çıkardın, kumandan.

Click to see more example sentences
good âIâ

That's good, because that's a good name for him

Bu iyi çünkü bu bir köpek için güzel bir isim.

Bill is a good strong name.

Bill güzel güçlü bir isim.

We'll start with a good breakfast.

Güzel bir kahvaltı ile başlayacağız.

Click to see more example sentences
good yerinde

Yes, it's a very good one.

Evet, çok iyi bir yerdir.

Oh, good. You want some more food?

Güzel, biraz daha yemek ister misin?

Eat some, it's very good.

Biraz ye, çok güzel.

Click to see more example sentences
good yakışıklı

You're a handsome kid, and that's a good thing everywhere except prison.

Sen yakışıklı bir çocuksun ve bu her yerde iyidir, hapis hariç.

It was a duel between the handsome good guy and the ugly bad guy.

Bu yakışıklı ve iyi bir adamla kötü ve çirkin adam arasında bir düello gibiydi.

I'm too young to die, talented, and good-looking and modest!

Ölmek için çok genç, çok yetenekli, çok yakışıklı ve çok mütevaziyim!

Click to see more example sentences
good uygun

Okay, okay, okay, this is not a good time.

Tamam, tamam. Bu uygun bir zaman değil.

Yeah, maybe this isn't a good time.

Evet, belki de uygun bir zaman değildir.

It's, uh, it's not a good time.

Şu an çok uygun bir zaman değil.

Click to see more example sentences
good emin

I don't know how, I don't know why, but I'm sure there's a very good reason for it.

Nasıl ya da neden bilmiyorum, Ama eminim ki bunun için çok güzel bir neden vardır,

I'm not sure, but it's not good.

Emin değilim, ama iyi bir şey değil.

She isn't sure if that's such a good idea.

Kız bunun iyi bir fikir olduğuna emin değil.

Click to see more example sentences
good yararlı

Because even if something bad happens today something good might happen tomorrow.

Çünkü bugün kötü bir şey olsa bile yarın iyi bir şeyler olabilir.

I just wanted to be half as good as you.

Ben sadece senin yarın kadar iyi olmak istedim.

Good, come tomorrow.

Güzel, yarın gel.

Click to see more example sentences
good uslu

Now, promise me Promise me you're going to be a good little girl, okay?

Şimdi, uslu bir kız olacağına dair bana söz ver, tamam mı?

Be a good girl, give it back.

Uslu kız ol ve geri ver.

You've been a good little girl.

Çok uslu bir küçük kız oldun.

Click to see more example sentences
good doğru

I have time, but now is not a good time.

Doğru değil bu! Ama şimdi uygun bir zaman değil!

Yeah, right, good night.

Evet, doğru. İyi geceler.

Actually, that's a good question.

Doğrusu, bu güzel bir soru.

Click to see more example sentences
good mal

This is really good stuff.

Bu mal gerçekten iyi.

It is really good stuff.

Gerçekten iyi bir mal.

You just cost me a good man, boy.

Bana iyi bir adama mal oldun, evlat.

Click to see more example sentences
good adam olmak

I know that you are a good man, and I know that man Is still in there somewhere.

İyi bir adam olduğunu biliyorum. O iyi adamın hala oralarda bir yerde olduğunu da biliyorum.

You might not know, but I don't think he's a good man.

Sen bilmiyor olabilirsin. Ama bence o iyi bir adam değil.

I saw that he was sweet and how good a man he was.

Ne kadar tatlı ve ne kadar iyi bir adam olduğunu gördüm.

Click to see more example sentences
good büyük

Good afternoon, ladies and gentlemen, it is my pleasure to be here.

İyi günler, bayanlar ve baylar. Burada olmak, büyük bir mutluluk.

I know who you are, how big and strong and good you are.

Kim olduğunu biliyorum, ne kadar büyük, güçlü ve iyi biri olduğunu.

Listen, I'm a great judge of character, and I know you're a good person.

Bak, ben karakteri büyük bir hâkimim ve senin iyi bir insan olduğunu biliyorum.

Click to see more example sentences
good tatlı

Yeah. I'm telling you, he's really sweet and really funny and he's just, oh, got a good heart.

Diyorum ya, gerçekten çok tatlı ve gerçekten komik biridir ve çok iyi bir kalbi vardır.

And good night, sweet friend.

İyi geceler, tatlı dostum.

And sweet means good.

Ve tatlı da iyi demek.

Click to see more example sentences
good yarar

Well, good, that's very good, because they can probably help you out a lot more than I can.

Güzel, bu çok güzel. Çünkü muhtemelen onlar sana benden daha çok yardım eder. Bilemiyorum ben

It is a good opportunity to help him.

Ona yardım etmek için iyi bir fırsat.

You can never find good help.

Asla iyi bir yardım bulamazsın.

Click to see more example sentences
good sağlam

This is the good one, right?

Bu sağlam olan değil mi?

This is gonna be a really good movie, Hank.

Bu film gerçekten çok sağlam olacak, Hank.

He's just a real, good, solid wizard, everyone.

O gerçek, iyi, sağlam bir büyücü, millet.

Click to see more example sentences
good tam

I'm not her doctor, so I don't know exactly, but it's probably not a good thing.

Ben doktor değilim. Bu yüzden tam olarak nedir bilmiyorum, ama muhtemelen iyi değildir.

I'm still not quite sure, how good you are.

Ben hala tam emin değilim sen ne kadar iyisin?

Here's a good one, right there.

İşte güzel bir tane, tam burada.

Click to see more example sentences
good neredeyse

Where's my good girl?

Nerede benim güzel kızım?

It almost seems like it's too good an idea.

Neredeyse fazla iyi bir fikir gibi duruyor.

That's good. Where's it going now?

Güzel, peki şimdi nereye gidiyor?

Click to see more example sentences
good mükemmel

Is that a good thing? it's a great thing.

Bu iyi bir şey mi? Mükemmel bir şey.

Yeah. Not great, but pretty damn good.

Evet, mükemmel değil ama gayet iyi.

You're a good, decent, funny, wonderful woman, and I love you, but..

İyi, nazik, eğlenceli, mükemmel bir kadınsın ve seni seviyorum ama

Click to see more example sentences
good güvenilir

And while the work you've done here is all very, very good, it's certainly not safe.

Ve burda yaptığın her ne kadar çok iyi olsa da kesinlikle güvenli değil.

She's a good woman, trust me.

O iyi bir kadın, güven bana.

Ah, trust me, I think he'll have a pretty good idea.

Ah, güven bana, sanırım bunun hakkında oldukça iyi bir fikri var.

Click to see more example sentences
good akıllı

Be a good girl and do it.

Akıllı bir kız ol ve yap şunu.

Yeah, what a good girl.

Evet, ne akıllı kız.

She's smart, pretty, has a good body likes me.

Akıllı, hoş biri ve iyi vücudu var. O da beni seviyor.

Click to see more example sentences
good yetenekli

Yeah, he's good, but he's not great.

Yetenekli ama, o kadar da iyi değil.

He was a good man and a talented journalist.

O iyi bir adam ve yetenekli bir gazeteciydi.

And be careful. These guys are good.

Ve dikkatli ol, bu adamlar yetenekli.

Click to see more example sentences
good dolu dolu

To a really good place. With a big sunny house, a garden full of flowers, the sound of piano playing,

Gerçekten iyi bir yere. güneşli büyük bir evi olan, çiçeklerle dolu bir bahçesi, çalan bir piyano sesi,

This was a good man who lived a rich, proper, and full life.

Zengin, düzgün ve hayatı dolu dolu yaşayan iyi bir adamdı.

My husband is a good and loving father.

Kocam iyi ve sevgi dolu bir babadır.

Click to see more example sentences
good faydalı, fayda

General, this training is well and good, but it's not enough.

General, bu eğitim iyi ve faydalı, fakat yeterli değil,

A lot of good stuff in it.

Bir sürü faydalı şey var içinde.

Good enough to be useful?

Faydalı olacak kadar iyi mi?

Click to see more example sentences
good taze

This is still good, right?

Bu hâlâ taze öyle değil mi?

Very good, yes. Very fresh.

Evet, çok iyi, çok taze.

Very good, very fresh!

Çok iyi! Oldukça taze!

Click to see more example sentences
good cici

I'm not just a good girl.

Sadece cici bir kız değilim.

You're a good girl, aren't you?

Sen cici bir kızsın, değil mi?

Now be a good girl and get in the car.

Şimdi, cici bir kız ol ve arabaya bin.

Click to see more example sentences
good cömert

Why would a good, generous gay man marry a woman?

Neden iyi ve cömert bir gay bir kadınla evlenir?

He was a good and generous man

O iyi ve cömert bir adamdı

A loving husband, a good father, a generous friend

Sevgi dolu bir koca, iyi bir aile babası, cömert bir dost.

Click to see more example sentences
good devlet

Public school was good enough for me, it's good enough for my kid.

Devlet okulu benim için iyiydi, çocuğum için de yeterince iyi.

Good evening, ladies and gentlemen, honorable community officials, dear fellow villagers

İyi akşamlar, bayanlar ve baylar saygıdeğer devlet görevlileri, sevgili köylülerim

It's a quiet neighborhood, close to very good schools, public and private.

Sakin bir mahalle, çok iyi okullara yakın, hem özel, hem de devlet.

Click to see more example sentences
good bozulmamış

No, cos you're annoying, but that's a good reason too.

Hayır, aslında sinir bozucu olduğun için ama bu da iyi bir neden.

Things are breaking down, things are chaotic but that is good, that's the first step.

İşler bozuluyor, işler karmakarışık ama bu iyi bir şey, ilk adım bu.

Good night, party pooper.

İyi geceler, oyun bozan.

Click to see more example sentences
good şerefli

Good luck and cheers!

İyi şanslar ve şerefe!

Beloved Arn, beloved Cecilia. Good luck and cheers!

Sevgili Arn, sevgili Cecilia bol şans ve şerefe!

We have good, honorable clients.

İyi ve şerefli müvekkillerimiz var.

Click to see more example sentences
good alaka

This isn't about me at all, is it? This is not good for us.

Bu benimle hiç alakalı değil, değil mi? hiç birimiz için iyi olmaz bu.

This is not about good and evil.

Bu iyi ve kötüyle alakalı değil.

It's about being good people.

Bu iyi insan olmakla alakalı.

Click to see more example sentences
good doğruluk

Wouldn't this be a good time for righteousness?

Doğruluk için daha iyi bir zaman olabilir mi?

Truth and goodness win

Doğruluk ve iyilik kazanır.

Goodness and probity make worthy adversaries, do they not?

Erdemlilik ve doğruluk düşmanını değerli kılar değil mi?

good itaatli

A good soldier must always obey his orders.

İyi bir asker, her zaman emirlere itaat etmeli.

And being a good slave, I obeyed without hesitation.

Ve iyi bir köle olduğumdan, tereddütsüz itaat ettim.

A good soldier obeys orders.

İyi bir asker emirlere itaat eder.

good kazanç

Still a pretty good haul.

Hâlâ çok iyi bir kazanç.

It's a pretty good haul.

Bayağı iyi bir kazanç.

Portland General, again, good earnings and cash flow.

Portland General, kazanç güzel, nakit akışı iyi.

good namuslu

I do want to be good and virtuous, but it isn't easy.

İyi ve namuslu biri olmak istiyorum; ama bu kolay değil.

good uysal

A good feeling, Easy.

Çok iyi bir duygu Uysal.