gotta

Listen, you gotta ask yourself, what is a girl like that doing with a guy like you?

Dinle, kendine şunu bir sor. Böyle bir kızın senin gibi bir adamla ne işi olur?

Look, I know this is not a good time, but I gotta ask you something.

Bak, biliyorum bu iyi bir zaman değil, ama sana birşey sormam gerek.

You're making a big mistake, and I gotta tell you, this could be your last chance.

Çok büyük bir hata yapıyorsun ve sana söylemeliyim ki, bu senin son şansın.

There's something really important we gotta talk about about my family and um

Konuşmamız gereken çok önemli bir şey var. Ailem ve şey hakkında

Now, I won't tell him you're not my daughter, but you gotta do something for me.

Şimdi, ona kızım olmadığını söylemem, ama sen de benim için bir şey yaparsan.

Jack, I gotta tell you, I really don't think this is your best idea.

Jack? Jack, sana söyleyeyim, bence bu pek iyi bir fikir değil.

Listen, Kelly, somebody did something to you, and I don't know what, but just, please, you gotta trust me.

Kelly, dinle Biri sana birşey yaptı ve bunun ne olduğunu bilmiyorum ama lütfen, bana güvenmelisin.

No, no, come on. Come on, honey. There's gotta be something.

Hayır, hayır, hadi. hadi ama, tatlım. bir şeyler olmalı.

Look, there's something else I gotta know, and it's important.

Bak, bilmem gereken başka şeyler var ve bu önemli.

You are a good mother. And you gotta good boy.

Sen iyi bir annesin. ve o da iyi bir çocuk.