English-Turkish translations for grab:

tutmak · yakalamak · kapmak · kaçırmak · kavramak · ele geçirmek · alma · tutma · gasp · dikkat çekmek · zorla almak · other translations

grab tutmak

Okay. One, two, three, four, five, six Seven, grab, drop, catch

Tamam. bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, tut, düş, yakala

For God's sake, John, drop the notebook and grab my hand!

Tanrı aşkına John, şu defteri bırak da elimi tut.

Grab a side.

Bir tarafı tut.

Click to see more example sentences
grab yakalamak

Okay. One, two, three, four, five, six Seven, grab, drop, catch

Tamam. bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, tut, düş, yakala

Matt, grab him.

Matt, yakala onu.

He grabbed me. I pushed him.

Beni yakaladı, ben de onu ittim.

Click to see more example sentences
grab kapmak

Grab a beer and sit down.

Bir bira kap ve otur.

Shut up and grab a basket. Come on, it's fun.

Kapa çeneni de bir sepet kap, eğlenceli bu.

What the hell, grab a bottle.

Ne olacak ki, kap bir şişe.

Click to see more example sentences
grab kaçırmak

This man appeared out of nowhere and grabbed me.

Bu adam bir anda ortaya çıktı ve beni kaçırdı.

That guy just grabbed a little girl.

O adam küçük bir kızı kaçırdı.

Okay, so who grabbed him?

Tamam, peki onu kim kaçırdı?

Click to see more example sentences
grab kavramak

You relax, grab the gun.

Sakin ol ve silahı kavra.

Someone grabbed him from behind.

Biri onu arkadan kavradı.

Even ally James grabbed my johnson.

Ally James bile benim Johnson'ımı kavradı.

Click to see more example sentences
grab ele geçirmek

They grabbed everything, but it's good for us.

Her şeyi ele geçirdiler, ama bizim için iyi oldu.

And then he grabbed her and

Sonra onu ele geçirdi ve

Captain, prisoner grabbed a weapon.

Kaptan, tutuklu eline bir silah geçirmiş.

Click to see more example sentences
grab alma

That's what forced him to grab the gun.

Bu da onu o silahı almaya zorladı.

Just grab a marker and take notes.

Sadece bir kalem al ve not almaya başla.

Ten minutes later she tries still grabbing the meat.

On dakika sonra, hala lanet hamburgeri almaya çalışıyor.

grab tutma

And you tried to grab her, but, Paul

Ve sen de onu tutmaya çalıştın Paul ama

They started grabbing me and I

Beni tutmaya başladılar ve ben

And this motherfucker tried to grab on my hang-down.

Ve bu orospu çocuğu çükümü tutmaya çalıştı.

grab gasp

Land grabbing, armed robbery, etcetera.

Arazi gasp etme, silahlı soygun, vesaire.

She tried grabbing me!

Beni gasp etmeye çalıştı.

He grabs her.

Onu gasp etti.

grab dikkat çekmek

Well, that's nice. But first you gotta grab their attention.

Bu çok hoş ama önce onların dikkatini çekmek gerekiyor.

But this year, I really want to grab people's attention.

Fakat bu yıl insanların dikkatini gerçekten çekmek istiyorum.

grab zorla almak

It's not hard, you grab a piece and pull.

Zor değil, Bir parça alırsın ve çekersin.