English-Turkish translations for grade:

sınıf · not · kalite · derece · seviye · dereceli · düzey · okul sınıfı · not vermek · kademe · rütbe · sınıflamak · other translations

grade sınıf

Last week's egg salad, or fourth grade science experiment gone wrong?

Geçen haftaki yumurta salatası yoksa ters giden dördüncü sınıf bilim deneyi mi?

Very funny. Fourth grade.

Çok komik Dördüncü sınıf.

Yeah, actually, I've known her since grade school.

Evet, gerçekten, onu ilk sınıftan beri tanırım.

Click to see more example sentences
grade not

Oh, so you're praying for a good grade?

Yani iyi bir not almak için dua ediyorsun.

It's just a grade.

Bu sadece bir not.

For a better grade.

Daha iyi bir not için.

Click to see more example sentences
grade kalite

It's not medical grade.

Bu tıbbi kalitede değil.

That is high-grade stainless steel.

Bu yüksek kalite, paslanmaz çelik.

It's high-grade stainless steel, probably from a hand tool.

Üstün kaliteli, bir paslanmaz çelik muhtemelen el yapımı.

Click to see more example sentences
grade derece

After eating this, maybe you can be smarter and get higher grades.

Bunu yedikten sonra, belki sen de daha zeki olur ve daha yüksek dereceler alırsın.

Retired detective first grade Henry Spencer.

Birinci dereceden Emekli Dedektif Henry Spencer.

In third or fourth grade.

Üçüncü ya da dördüncü derecede.

Click to see more example sentences
grade seviye

Yeah, reports of seismic activity in the area, low-grade, but pretty constant.

Evet, bölgede sismik aktivite olduğuna dair raporlar var, düşük seviyede ama bayağı devamlı.

That's why you're preparing military-grade biostim electrodes.

Bu yüzden ordu seviyesinde uyarıcı elektrotlar hazırlattın.

Look, I've seen super-grade level cryptography before, but this isn't it.

Bak, daha önce yüksek seviye şifrelemeler görmüştüm. Ama bu onlardan değil.

Click to see more example sentences
grade dereceli

She has a high-grade kidney laceration.

Yüksek dereceli bir böbrek yaralanması var.

Abdominal pain, weight loss, low-grade fever.

Karın ağrısı, kilo kaybı, yüksek dereceli ateş.

Calvin's test results are showing a high-grade astrocytoma.

Calvin'in test sonuçları gösteriyor bir yüksek dereceli astrositom.

Click to see more example sentences
grade düzey

Especially with girls of top grade

Özellikle de üst düzey kızlarla.

All military grade.

Hepsi askeri düzey.

Marion, this is military-grade mustard gas.

Marion, bu askeri düzeyde bir hardal gazı.

Click to see more example sentences
grade okul sınıfı

Will Wilson teaches public school, second grade.

Will Wilson devlet okulunda ikinci sınıf öğretmeni.

Jennifer Pennyman third-grade teacher at Jefferson Elementary.

Jennifer Pennyman Jefferson İlköğretim okulunda üçüncü sınıf öğretmeni.

grade not vermek

Oh, you you graded it, not the Professor?

Profesör değil de sen mi not verdin?

Staff sergeants will be grading us.

Personel Çavuşları bize not verecek.

grade kademe

Four Omega-grade torpedoes online.

Dört son-kademe torpido devrede.

grade rütbe

I need Phyilis Diller-grade stuff.

Phyllis Diller rütbesine ihtiyacım var.

grade sınıflamak

Even here, we have grades.

Burada bile sınıflar var.