English-Turkish translations for grass:

çimen, çim · otla, ot · otlamak · yeşillikli · ot yemek · çayır · çimenli · ele vermek · yeşillik · other translations

grass çimen, çim

They got a lot of trees and grass, and trees create oxygen, and that's good for you.

Ne kadar çok ağaç ve çimen var ve ağaçlar oksijen üretir, bu da senin için iyi.

I imagine there must be lots of trees and grass and a brook.

Orada bir sürü ağaç, çimen ve dere olduğunu hayal ediyorum.

Grass and lemonade and a little bit of mint.

Çimen ve limonata kokusu, biraz da nane.

Click to see more example sentences
grass otla, ot

The female is busy collecting grass, but not for eating.

Dişi ot toplamakla meşgul. Ama yemek için değil.

I'll have some coke and some grass.

Ben biraz kokain ve ot alayım.

The kids eat grass, this is fine.

Çocuklar ot yiyor. Bu gayet iyi.

Click to see more example sentences
grass otlamak

Only trees and grass and animals.

Sadece ağaçlar ve otlar ve hayvanlar.

Instead, there is the desert, sand and dry grass.

Onun yerine çöl var. Kum ve kuru otlar.

Just green grass and fat cows.

Sadece yeşil otlar ve şişko inekler.

Click to see more example sentences
grass yeşillikli

I'm telling you, that kid's as green as grass.

Size söylüyorum, bu çocuk bir çimen kadar yeşil.

Green as grass.

Çimen kadar yeşil.

Your peace is not sun and green grass.

Sizin barışınız güneş ve yeşil ot gibi değil.

Click to see more example sentences
grass ot yemek

The female is busy collecting grass, but not for eating.

Dişi ot toplamakla meşgul. Ama yemek için değil.

Yeah, well, you date pregnant hookers and your your dinosaur eats grass!

Sen hamile bir fahişe ile çıktın seni Senin dinozorun ot yiyor.

The kids eat grass, this is fine.

Çocuklar ot yiyor. Bu gayet iyi.

Click to see more example sentences
grass çayır

A meadow by itself is just grass, flowers.

Kendi başına bir çayır sadece ot ve çiçektir.

Grass and horses.

Çayır ve atlar.

Perfumed meadow grass

Kokulu çayır otu!

grass çimenli

In a place called McKinley Park. Green grass.

McKinley Parkı denen bir yerde, yeşil çimenli bir yer.

Your ass is grass, and I'm a lawn mower, Colton!

Kıçın çimenlik ve ben de çim biçme makinesiyim, Colton!

Yes, there's grass.

Evet, çimenlik var.

grass ele vermek

You grassed me up, you bitch!

Beni ele verdin, seni sürtük!

grass yeşillik

Trees and and grass. i love green.

Ağaçlar ve ve çimenler Yeşilliği severim.