English-Turkish translations for gray:

gri · eski · yaşlı · kır · kapalı · boz · ağarmış · beyin · other translations

gray gri

A young man wearing jeans and a gray sweater approached the victim from behind

Kot pantolon giyen bir adam ve gri bir kazak Kurbanına arkadan yaklaştı

I am wearing a gray suit, red tie.

Gri bir takım elbise ve kırmızı kravat.

He was wearing a gray coat, white beard and hair

Üstünde gri bir ceket vardı, beyaz saçlı ve sakallıydı

Click to see more example sentences
gray eski

There was an older gray van.

Bir de eski bir gri minibüs vardı.

DS Gray is a little testy today, Paul because of Cameron Pell, your former cellmate.

DS Gray bugün biraz aksi, Paul. Eski hücre arkadaşın Cameron Pell yüzünden.

Gray sweater, very old.

Gri süveter. Çok eski.

Click to see more example sentences
gray yaşlı

That sweet, little old lady with the gray hair?

O beyaz saçlı, tatlı, yaşlı bayan mı?

You'll just be a wrinkly old lady with gray hair.

Sen sadece kır saçlı buruşuk yaşlı bir kadın olacaksın.

Every boy has a beautiful, old, gray-haired mother.

Her çocuğun yaşlı, güzel kır saçlı bir annesi vardır.

Click to see more example sentences
gray kır

The country is gray and brown and white and trees.

Kırlar boz ve kahverengi ve beyaz ve ağaçlar.

You'll just be a wrinkly old lady with gray hair.

Sen sadece kır saçlı buruşuk yaşlı bir kadın olacaksın.

Every boy has a beautiful, old, gray-haired mother.

Her çocuğun yaşlı, güzel kır saçlı bir annesi vardır.

Click to see more example sentences
gray kapalı

A cold and gray winter

Soğuk ve kapalı bir kış

A cold and gray winter afternoon.

Soğuk ve kapalı bir kış günü

gray boz

The country is gray and brown and white and trees.

Kırlar boz ve kahverengi ve beyaz ve ağaçlar.

Not just gray.

Sadece boz değil.

gray ağarmış

A bit bigger but with gray fur.

Biraz daha büyük ama ağarmış kürklü.

gray beyin

Miss Gray, do you know this gentleman?

Bayan Gray, bu beyi tanıyor musunuz?