grew

I grew up on the farm and outside, so it's not really a big deal to me.

Ben çiftlikte ve dışarıda büyüdüm, o yüzden bu benim için büyük bir olay değil.

Marty and I grew up in the same neighborhood, and there, there was this girl

Önemli değildi. Marty ve ben aynı mahallede büyüdük. Orada bir kız vardı

See, I grew up in that house up there and had a very happy childhood.

Görüyorsun, ben orada ki evde büyüdüm ve çok mutlu bir çocukluk yaşadım.

Everything here reminds me of him. Not just that he grew up here.

Burada her şey bana onu hatırlatıyor sadece burada büyüdüğü için değil.

And you you grew up to be this really beautiful woman.

Ve ve sen büyüdün gerçekten çok güzel bir kadın oldun.

I'll always love you, because we grew up together.

Seni her zaman seveceğim çünkü biz beraber büyüdük.

And that baby. That baby grew up to be. That beautiful young lady.

Ve o bebek.. o bebek büyüyüp o güzel genç kadın oldu.

Well, I know so because I grew up in Cemetery Junction and I went to that school.

Bunu biliyorum çünkü ben de Mezarlık Kavşağı'nda büyüdüm ve ben de o okula gittim.

Yeah, Helen and I grew up together.

Evet, Helen ve ben birlikte büyüdük.

You and I practically grew up together.

Sen ve ben aslında birlikte büyüdük sayılır.