English-Turkish translations for gross:

iğrenç · büyük · kaba · çirkin · şişman · tamam · kocaman · hepsi · kötü · brüt · şişko · bütün · gayrisafi · aşırı · other translations

gross iğrenç

I wanted to help, but that looks heavy and smells gross, and I'm a girl.

Yardım etmek isterdim ama ağır görünüyor, iğrenç kokuyor ve ben bir kızım.

I'm gonna make you a little less gross every day.

Artık seni her gün daha az iğrenç yapacağım

That's so gross.

Bu çok iğrenç.

Click to see more example sentences
gross büyük

It was scary and gross, yes, but not a major episode.

Çok korkutucu ve iğrençti ama büyük bir olay değildi.

Looks gross, but it's not.

Büyük görünüyor ama değil.

That is a gross cliche, and it is beneath you.

Bu, büyük bir klişe ve senin seviyenin altında.

Click to see more example sentences
gross kaba

Pretty gross but an easy target.

Oldukça kaba saba ama kolay bir hedef.

That was really gross.

Bu gerçekten çok kaba.

Say, "That is gross." That is unacceptable.

Söyle: "Bu çok kaba" Bu.. . kabul edilemez.

Click to see more example sentences
gross çirkin

Ugly and gross.

Çirkin ve iğrenç.

Grosse Pointe. Isn't that an ugly name for a rich city?

Grosse Pointe.Zengin bir şehir için çirkin bir isim değil mi?

We're ugly and gross.

Çok çirkin ve iğrenciz.

Click to see more example sentences
gross şişman

Yeah, but we'll be old and gross together.

Evet ama beraber yaşlı ve şişman oluruz.

It's 'cause I'm fat and gross.

Çünkü şişman ve iğrenç biriyim.

Those guys are so gross!

Bu herifler çok şişman!

Click to see more example sentences
gross tamam

Man, this is freaking gross, okay?

Dostum, bu iğrenç ucube, tamam mı?

Megan, this was in a toilet, that's gross, okay?

Megan, bu tuvaletin içindeydi, iğrenç olan bu, tamam mı?

Okay, that's just gross.

Tamam, bu çok iğrenç.

Click to see more example sentences
gross kocaman

Gross, Dad, sick!

Kocaman, baba, hasta!

Big Mike's boning Bolonia? Gross, honey.

Koca Mike Bolonia'yı götürüyor?

I'm a gross, scarysevered head.

Ben kocaman,korkunc bir kafayim.

gross hepsi

But it's super gross, so they always win.

Ama çok iğrenç, bu yüzden hep kazanıyorlar.

This is WGPM-FM, Radio Free Newberry, Grosse Pointe, Michigan winding down our all-vinyl reunion weekend

Burası, WGPM-FM, özgür radyo Newberry, Grosse Pointe, Michigan hepimizin hafta sonu yeniden buluşma toplantımızı açıyorum.

Aren't they all gross and slimy?

Hepsi iğrenç ve sümüklü değil mi?

gross kötü

With the father, you wanna flirt a little, but not in a gross way.

Baba ile biraz flört etmek isteyebilirsin ama kötü bir biçimde değil.

But eating gross food?

Ama kötü yemek yemek?

Gross. You stink again, Arthur.

Yine kötü kokuyorsun, Arthur.

gross brüt

Supply, demand, gross, net.

Arz, talep, brüt, net.

Gross, not net.

Net değil. Brüt.

gross şişko

Seriously, he's like my uncle gross.

Cidden o benim amcam gibi, şişko.

Oh, gross, Randy.

Oh, şişko Randy.

gross bütün

Okay, now that's just gross.

Tamam, şimdi bu sadece bütün.

gross gayrisafi

Gross National Product.

Gayrisafi Ulusal Ürün.

gross aşırı

Yeah, to the gross overcommercialization and corruption of college athletics.

Evet, reklamların aşırı derece iğrençleşmesi ve üniversiteli sporcuların yozlaşmasına.