English-Turkish translations for group:

grup, grubu · gurup · topluluk · ekip · örgüt · çete · gruplara ayırmak · toplanmak · bir araya gelmek · filo · toplamak · takım · other translations

group grup, grubu

This is a highly unusual relationship, and that's what this support group is for.

Bu son derece sıra dışı bir ilişki ve bu destek grubu da bunun için var.

Like, a group.

Bir grup gibi.

And last group.

Ve son grup.

Click to see more example sentences
group gurup

Once again, ladies and gentlemen, the world's most fabulous group:

Baylar ve bayanlar, karşınızda bir kez daha Dünyanın en müthiş gurubu:

This is not a discussion group.

Bu bir tartışma gurubu değil.

Chambers, you and your group stay here.

Chambers, Sen ve gurubun burada bekleyin.

Click to see more example sentences
group topluluk

That's a very dangerous group.

Çok tehlikeli bir topluluk.

Yeah, it's a good group.

Evet, iyi bir topluluk.

No, um, it's a theater group.

Hayır, bu bir tiyatro topluluğu.

Click to see more example sentences
group ekip

Together. As a group, okay?

Ekip olarak, tamam mı?

Same group, different night.

Aynı ekip, farklı bir akşam.

That's Agent Thomas Keeler, Federal Surveillance Group.

Federal Gözetim Ekibi'nden Ajan Thomas Keeler o.

Click to see more example sentences
group örgüt

What terrorist group?

Ne terörist örgütü?

First Wave Group.

İlk Dalga Örgütü.

Catholic Action group.

Katolik Eylem örgütü.

Click to see more example sentences
group çete

Little Black Dragon Group

Küçük Siyah Ejderha çetesi

A Warsaw gang called the Mayerchak group, known for armed robbery and money laundering.

Mayerchak isminde bir Varşova çetesi. Kara para aklama ve silahlı soygunlarıyla tanınıyorlar.

Even for this group.

Hatta bu çete için bile.

Click to see more example sentences
group gruplara ayırmak

The extraordinary, elongated third finger is another distinctive feature of the group.

Olağanüstü, uzamış üçüncü parmak başka ayırt edici bir grup özelliğidir.

We'll outfit another group of settlers leaving for New Bajor.

Yerleşimci başka bir grup Yeni Bajor için ayrılıyor.

Jimmy Taranto Guther Filth frontman left the group to a solo career.

Jimmy Taranto, Guther Filth'in vokalisti, solo kariyeri için gruptan ayrıldı.

Click to see more example sentences
group toplanmak

And the Golf Ball Liberation Army is a nonviolent group.

Golf Topu Kurtuluş Ordusu şiddete başvurmayan bir gruptur.

This group got together and formed a collective.

Bu grup toplandı ve bir topluluk oluşturdular.

No, I'm joining the Vic Mans community hiking group.

Hayır, Vic Mans yürüyüş grubu topluluğuna katıIıyorum.

Click to see more example sentences
group bir araya gelmek

A small group of us would get together and talk.

Bizden küçük bir grup bir araya geldi ve konuştu.

Is two groups coming together.

İki grup bir araya geliyor.

One day a group of guys got together chopped his arms off

Bir gün bir grup adam bir araya gelip kollarını kestiler.

Click to see more example sentences
group filo

A secret group in Starfleet Security developed a prototype.

Yıldız Filosu Güvenliğinden gizli bir grup bir prototip geliştirdi.

group toplamak

He's gathering a group now.

Bir grup topluyor şimdi.

group takım

Team Cathy missed you at group.

Cathy takımı seni grupta çok özledi.