English-Turkish translations for grow:

büyütmek, büyümek · birleşmek · olmak · yetiştirmek, yetişmek · çıkmak · uzatmak · bırakmak · almak · üretmek · gelişmek · olgunlaşmak · artmak · çoğalmak · other translations

grow büyütmek, büyümek

Apparently, everyone in this town hates me, and I never had any friends growing up.

Görünüşe göre, bu şehirde herkes benden nefret ediyor, ve büyüyen hiçbir arkadaşım olmadı.

One, two, three, grow!

Bir, iki, üç. Büyü!

But they grow up so fast.

Evet. Ama çok hızlı büyüyorlar.

Click to see more example sentences
grow birleşmek

Now you can grow big and strong and someday be the most important person in town.

Artık güçlü ve büyük olabilirsin,,, Ve bir gün bu şehrin en önemli insanı olabilirsin,

I never had a real house to grow up in.

Ben asla içeri büyümek için gerçek bir ev vardı

You're gonna have a nice career but grow up.

İyi bir kariyerin olacak ama büyümek zorundasın!

Click to see more example sentences
grow olmak

Now you can grow big and strong and someday be the most important person in town.

Artık güçlü ve büyük olabilirsin,,, Ve bir gün bu şehrin en önemli insanı olabilirsin,

That may be true, but all children grow up eventually.

Bu doğru olabilir. Ama tüm çocuklar sonunda büyürler.

Every kid can grow up to be President, right?

Her çocuk büyüdüğünde başkan olabilir, değil mi?

Click to see more example sentences
grow yetiştirmek, yetişmek

We've decent women in this town, daughters and growing girls.

Bu kasabada edepli kadınlar, kızlar ve yetişen kızlar var.

There's plenty of water here. The climate is good for growing things.

Burada bolca su var, bir şeyler yetiştirmek için iklim uygun.

Are there any flowers growing here, Miss Ridley?

Burada yetişen, hiç çiçek var mı, Bayan Ridley?

Click to see more example sentences
grow çıkmak

Yeah, and maybe he'll grow fur and a long skinny neck and call you Mama.

Evet, ve belki kürkü çıkacak, sıska bir boynu olacak ve sana da Anne diyecek.

Yeah, but werewolves don't grow wolf hair.

Evet ama kurt adamlarda kurt kılı çıkmaz.

But they all grow back.

Ama hepsi tekrar çıkar.

Click to see more example sentences
grow uzatmak

This kid can use his head, at least for one thing, to grow hair on.

Bu çocuk kafasını kullanabiliyor, en azından bir tek şey için, saç uzatmak için.

Donnie Gill, Chan Ho Yin, Creel the list keeps growing.

Donnie Gill, Chan Ho Yin, Creel. Liste uzayıp gidiyor.

It's like growing a beard, or peeing standing up.

Sakal uzatmak ya da ayakta işemek gibi bir şey.

Click to see more example sentences
grow bırakmak

A stranger in a strange place, left to grow up with strangers, all for a better life.

Yabancı bir yerde bir yabancı tanımadıklarıyla büyümeye bırakılmış hepsi daha iyi bir hayat için

Grow a beard like a respectable man

Saygın bir adam gibi sakal bırak.

As for you, either get a safety razor or grow a beard.

Sana gelince. Ya bir tıraş bıçağı al ya da sakal bırak.

Click to see more example sentences
grow almak

Besides, it takes forever to get anything to grow here.

Ayrıca, burada büyütmek için bir şey almak sonsuza kadar sürer.

Well, growing up takes a long time.

Şey, büyümek epey bir zaman alır.

The wind takes their seeds and more flowers grow.

Rüzgâr tohumlarını alır götürür ve daha çok çiçek yetişir.

Click to see more example sentences
grow üretmek

Expired lipstick grows bacteria.

Süresi geçmiş ruj bakteri üretir.

The algae grows and emits oxygen.

Algler çoğalır ve oksijen üretir.

KlERA: In my time, Sonmanto grows food. Develops medicines, vaccines.

Benim zamanımda Sonmanto gıda üreten, ilaç ve aşı geliştiren bir şirketti.

grow gelişmek

It's an opportunity to learn and grow

Öğrenmek ve gelişmek için bir fırsat

Love knows, love grows

Sevgi bilir, sevgi gelişir

grow olgunlaşmak

I know, but maybe growing up would make me a better person.

Biliyorum ama belki de olgunlaşmak beni daha iyi biri yapar.

Different kinds of fruits grow and ripen.

Farklı türde meyveler yetişir ve olgunlaşır.

grow artmak

And the numbers are growing rapidly.

Ve sayıları hızlı bir şekilde artmakta.

grow çoğalmak

The algae grows and emits oxygen.

Algler çoğalır ve oksijen üretir.