English-Turkish translations for grown:

yetişkin · büyümüş · olmuş · olgun · yetişmiş · yetişen · other translations

grown yetişkin

You're a big girl a grown woman, your mother doesn't need to pick you up every day.

Sen büyük bir kızsın, yetişkin bir kadın annenin her gün seni almasına gerek yok.

He's a grown man.

O yetişkin bir adam.

You're a grown man now.

Artık yetişkin bir adamsın.

Click to see more example sentences
grown büyümüş

He was a beautiful boy and he's grown into a beautiful young man.

Çok güzel bir çocuktu ve büyüyünce de çok yakışıklı genç bir erkek oldu.

Meg has grown into a smart and loving young girl.

Meg büyüyüp zeki ve sevecen bir genç kız oldu.

You'll be all grown up by then, and we'll be

Sen o zaman çok büyümüş olacaksın, ve biz de

Click to see more example sentences
grown olmuş

He was a beautiful boy and he's grown into a beautiful young man.

Çok güzel bir çocuktu ve büyüyünce de çok yakışıklı genç bir erkek oldu.

Meg has grown into a smart and loving young girl.

Meg büyüyüp zeki ve sevecen bir genç kız oldu.

He's a grown man now.

O artık koca adam oldu.

Click to see more example sentences
grown olgun

What a silly thing a grown woman, a mature, sophisticated woman, outside a door, spying.

Ne aptalca bir şey yetişkin bir kadın; olgun, kültürlü bir kadın, kapının önünde gözetliyor.

Look, you're a grown woman, and you're acting like a neurotic teenager.

Bak, sen olgun bir kadınsın, ama tam bir nörotik ergen gibi davranıyorsun.

Oh, that's okay. He's a grown man.

Sorun değil, o olgun bir adam.

Click to see more example sentences
grown yetişmiş

I guess then I'll be grown up enough to go home.

Sanırım o zaman, eve gitmek için yeterince büyümüş olacağım.

It's for grown-ups, but you're grown-up enough.

Aslında yetişkinler için ama sen de yeterince yetişkinsin.

The world has enough grown-ups.

Dünyada yeterince yetişkin var zaten.

Click to see more example sentences
grown yetişen

A rare henna, grown in northern Anatolia.

Kuzey Anadolu'da yetişen nadir bir kına türü.

The perpetrators were a home-grown cell.

Failler, içimizde yetişen bir hücreydi.