English-Turkish translations for guard:

muhafız, muhafızlık · koruman, korumak, korunmak · koruma · gardiyan · nöbetçi · bekçi · nöbet · görevli · tutmak · hazırlıksız · nöbet tutmak · savunmasız · gözetim · güvenlikçi · gafil · gardiyanlık · kontrol etmek · koruyucu · koruma görevlisi · gard · other translations

guard muhafız, muhafızlık

First my uncle's men betray me, and now even the palace gate guards want to kill me!

Önce amcamın adamları bana ihanet etti, ve şimdi de kapı muhafızları bile beni öldürmek istiyor.

They were National Guard

Ama onlar Ulusal Muhafız.

One thousand guards and one prisoner.

Bin muhafız ve tek bir mahkum.

Click to see more example sentences
guard koruman, korumak, korunmak

Here is a child, huh, here in this room, guarded by his father and the Inspector Japp.

Burada, bu odada bir çocuk var. Babası ve Müfettiş Japp tarafından korunan bir çocuk.

Spence, you take five men and guard the north road.

Spence, beş adam al ve kuzey yolunu koru.

It's guarded. By an immortal army.

Ölümsüz bir ordu tarafından korunuyor.

Click to see more example sentences
guard koruma

As a professional Black Guard, you're acting ridiculous!

Profesyonel bir Siyah Koruma olarak saçma sapan davranıyorsun!

But they have an armed guard.

Ama silahlı bir koruma var.

Was there another guard?

Başka bir koruma var mıydı?

Click to see more example sentences
guard gardiyan

Because this isn't Vincent the prison guard, this is Leon Hamilton.

Çünkü bu hapishane gardiyanı Vincent değil, bu Leon Hamilton.

Some guards here, but this can't be all of them.

Bazı gardiyanlar burada. Ama hepsi bu kadar olamaz.

There'll be a guard outside.

Dışarıda bir gardiyan olacak.

Click to see more example sentences
guard nöbetçi

There was only one guard on this side.

Bu tarafta sadece bir tane nöbetçi var.

There's a guard over there.

Şurada bir nöbetçi var.

There's a guard too.

Orada da nöbetçi var.

Click to see more example sentences
guard bekçi

Besides when the bank is closed, an armed guard always remains here and a patrol is on guard outside.

Ayrıca Banka kapandığında, silahlı bir bekçi her zaman burada kalır ve bir devriye dışarıda nöbettedir.

There's two armed guards inside.

İçerde iki tane silahlı bekçi var.

Yeah. And he has two guards with him.

Evet ve iki bekçi var onunla beraber.

Click to see more example sentences
guard nöbet

But even you new guys should take guard duty seriously.

Ama siz yeni çocuklar bile, nöbet görevini ciddiye almalısınız.

You stand guard here.

Sen burada nöbet bekle.

You stand guard outside.

Sen dışarıda nöbet bekle.

Click to see more example sentences
guard görevli

There's an invisible world all around you, a kingdom of spirits commissioned to guard you, Jane.

Etrafında görünmez bir dünya var, seni korumakla görevli bir ruhlar krallığı var, Jane.

Security guards, security cameras.

Güvenlik görevlileri, Güvenlik kameraları.

Perhaps you saw another guard.

Belki başka bir görevliyi gördünüz.

Click to see more example sentences
guard tutmak

Get them out, Captain, and keep them under heavy guard.

Onları çıkar ve sıkı güvenlik altında tut Yüzbaşı.

There's a black knight standing guard.

Orada nöbet tutan bir kara şövalye var.

Frederick, Frederick, guard the door.

Frederick, Frederick, kapıyı tut.

Click to see more example sentences
guard hazırlıksız

Just caught me a bit off guard, that's all.

Sadece beni biraz hazırlıksız yakaladın hepsi o.

She caught me off guard, okay?

Beni hazırlıksız yakaladı, tamam mı?

But the occupation always catches you off guard.

Ama işgal seni her zaman hazırlıksız yakalar.

Click to see more example sentences
guard nöbet tutmak

There's a black knight standing guard.

Orada nöbet tutan bir kara şövalye var.

Nigel, you'll stand guard here.

Nigel, sen burada nöbet tutacaksın.

Stand guard there.

Orada nöbet tut.

Click to see more example sentences
guard savunmasız

The Fifth Column caught her off guard, which, believe me, is hard to do.

Beşinci Kol onu savunmasız yakaladı ki inan bana bu zor bir şeydir.

An unexpected question, but you caught me off guard.

Beklenmedik bir soru ama beni savunmasız yakaladın.

He caught me off guard once.

Beni bir kere savunmasız yakaladı.

Click to see more example sentences
guard gözetim

Keep her under guard.

Onu gözetim altında tutun.

She goes back to hospital, but under guard, OK?

Tekrar hastaneye dönecek ama gözetim altında, tamam mı?

He's under guard now.

Şu anda gözetim altında.

Click to see more example sentences
guard güvenlikçi

A little black dress, a laced bottle of whiskey, And a horny irish security guard.

Küçük bir siyah elbise, süslü bir şişe viski bir de azmış bir İrlandalı güvenlikçi.

Maybe this guard reminded him of somebody.

Belki bu güvenlikçi ona birini hatırlattı.

Driver's dead, guard's injured.

Sürücü öldü. güvenlikçi yaralandı.

Click to see more example sentences
guard gafil

Xia-hou Jun and Wei Ben, take two thousand cavalries by land and catch them off-guard

Xia-hou Jun ve Wei Ben. Karadan iki bin süvari alın ve onları gafil avlayın!

Take two thousand cavalries by land and catch them off-guard

Karadan iki bin süvari alın ve onları gafil avlayın!

Did I catch you off-guard?

Seni gafil mi avladım?

guard gardiyanlık

Officers Keith Rivers and Rudy Hightower, both career prison guards, both married, kids, nothing out of the ordinary.

Memurlar Keith Rivers ve Rudy Hightower, ikisinin de kariyeri gardiyanlık, ikisi de evli ve çocuklu. Sıradışı bir şey yok.

Room for one prisoner and one guard.

Bir mahkum ve bir gardiyanlık yer.

guard kontrol etmek

And the guards just checked.

Ve gardiyanlar kontrol etti.

The Corsicans control the guards.

Korsikalılar gardiyanları kontrol ediyor.

guard koruyucu

A single human guard?

Bir tek koruyucu insan mı?

We purchased a junior bow-arrow kit and a leather wrist forearm guard.

Çocuklar için ok-yay takımı ve deriden yapılmış bilek ve ön kol koruyucu aldık.

guard koruma görevlisi

Guard duty's over.

Koruma görevin bitti.

guard gard

Even for the guards, that's too many.

Bir gard için bile, bu çok fazla.