English-Turkish translations for guide:

rehberli, rehber · kılavuz · yol göstermek · rehberlik etmek · kitapçık · gösterici · götürmek · el kitabı · danışman · klavuz · kılavuzluk etmek · other translations

guide rehberli, rehber

Look, Beatriz, you know Luis is and has always been very important to me, as a guide, as a friend.

Bak, Beatriz biliyorsun Luis her zaman benim için çok önemli olmuştur bir rehber, bir arkadaş olarak.

But till then, this mark will be your guide.

O zamana dek Bu işaret senin rehberin olacak.

It has been a very helpful guide.

O bana çok yardımcı bir rehber oldu.

Click to see more example sentences
guide kılavuz

There's a trick an old Indian guide showed me.

Ama bir hile var eski bir Hint kılavuzu bana gösterdi.

Earl is actually an old friend guide.

Earl aslında eski bir arkadaş kılavuzu.

In this week's TV guide, it says,

Bu haftanın TV kılavuzu diyor ki;

Click to see more example sentences
guide yol göstermek

And I'm a lost and lonely man Without a star to guide me

Ve ben kayıp ve yalnız bir adamım, yol gösterecek bir yıldızım yok,

There's nothing to guide you.

Yol gösterecek hiçbir şey yok.

I need some great big angel to guide me

Bana yol gösterecek bir büyük melek gerek.

Click to see more example sentences
guide rehberlik etmek

My job is to guide you through this process.

Benim işim bu süreçte size rehberlik etmek.

Tomorrow I'm going to Madrid with Lola to guide an exhibit.

Yarın bir sergiye rehberlik etmek için Lola ile Madrid'e gidiyorum.

Perhaps that spirit guided me once upon a time, as well.

Belki de bu ruh bir zamanlar bana da rehberlik etti.

Click to see more example sentences
guide kitapçık

No matter what happens tonight this book will guide you back to me.

Bu gece ne olursa olsun bu kitap seni bana getirecektir.

This book is a guide for the ignorant and the sick at heart.

Bu kitap cahiller ve kalbi hasta olanlar için bir rehber sadece.

SKlPPER: The concrete jungle survival guide. KOWALSKl:

Beton ormanda hayatta kalma rehberi sesli kitap versiyonu!

Click to see more example sentences
guide gösterici

They have a wonderful relationship, and she's a guiding force.

Harika bir ilişkileri var. Ve o yol gösterici bir güç.

There's a guiding star

Yol gösterici bir yıldız var

A divine, guiding light.

İlahi, yol gösterici bir ışık.

guide götürmek

Now guide me to Washington.

Şimdi beni Washington'a götür.

lights will guide you home

ışıklar seni eve götürecek

Guide me to Shinbei's place.

Beni Shinbei'nin evine götür.

guide el kitabı

According to the multiverse guide,

Çoklu evren el kitabına göre

guide danışman

Mentor: a trusted counselor or guide, tutor or coach.

Akıl hocası. Güvenilir bir danışman, öğretmen veya eğitmen.

guide klavuz

They give me a program, a type of guide.

Onlar bana bir program, bir tür klavuz verirler.

guide kılavuzluk etmek

A young woman like you shouldn't be guiding a blind man.

Senin gibi genç bir kadın kör bir adama kılavuzluk etmemeli.