guns

But I've found a dead man, and I've got the gun that killed him.

Ama ben ölü bir adam buldum ve onu öldüren silah da bende.

It's not dangerous because it's not a gun.

Tehlikeli bir şey değil çünkü bu bir silah değil.

It's a big gun for such a pretty little girl.

Bu tatlı küçük bir kız için büyük bir silah.

Just give me the gun, and I'll explain everything, I promise.

Sadece silahı bana ver. Ve sonra her şeyi açıklayacağım, söz veriyorum.

Let me help you; give me that gun.

Bırak sana yardım edeyim, silahı bana ver.

Okay, I'm sorry about last night, but did you take my gun?

Tamam, dün gece için özür dilerim ama silahımı sen mi aldın?

I'm talking about a young man and a gun and first blood.

Ben genç bir adam, bir silah ve dökülen ilk kandan bahsediyorum.

This is a very big gun.

Bu çok büyük bir silah.

Let him alone, give him back that gun.

Onu rahat bırak, o silahı geri ver.

Yeah, this is a real gun.

Evet, bu gerçek bir silah.