English-Turkish translations for half:

yarım · yarı yarıya, yarısı, yarı · buçuk · üvey · ara · neredeyse · yan · devre · hemen hemen · kısmen · yar · bölü · ABD · other translations

half yarım

One, two, three, four, five, and half for the little one.

Bir, iki, üç, dört, beş ve yarım da ufaklık için.

Only half an hour?

Sadece yarım saat mi?

Mr. Simpson, do you have half a million dollars?

Bay Simpson, yarım milyon dolarınız var mı?

Click to see more example sentences
half yarı yarıya, yarısı, yarı

This is my house and I live here with my three half brothers and half sister.

Burası benim evim ve burada üç yarı kardeşim ve kız kardeşimle birlikte yaşıyorum.

This guy built half this place and disappeared.

Bu herif, buranın yarısını inşa etti ve kayboldu.

Great first half, kids.

İlk yarı harika, çocuklar.

Click to see more example sentences
half buçuk

One, two, three four and a half.

Bir, iki, üç dört, dört buçuk.

A year and a half ago.

O, bir buçuk yıl önceydi.

He's at least an hour and a half early.

En azından bir buçuk saat kadar erkenci.

Click to see more example sentences
half üvey

He is my half brother.

O, benim üvey kardeşim!

This is your half brother, Mel.

Bu sizin üvey kardeşiniz Mel.

This is my half-brother, Phil.

Bu benim üvey ağabeyim Phil.

Click to see more example sentences
half ara

Call again after half an hour.

Yarım saat sonra tekrar ara.

Call us in half an hour.

Yarım saat sonra bizi ara.

Brad just called me a half an hour ago.

Brad beni bir buçuk saat önce aradı.

Click to see more example sentences
half neredeyse

Yeah, where's the other half?

Evet, diğer yarısı nerede?

You were half an hour late.

Neredeyse yarım saat geç kaldın.

That's almost half my money.

Bu paramın yarısı neredeyse.

Click to see more example sentences
half yan

Go and tell Baa, Kanji will meet her after half no, one hour.

Git ve Baa'ya söyle, Kanji onun yanına yarım hayır, bir saat sonra.

Alternative Yes, your revolutionary half.

Alternatif. Evet, senin devrimci diğer yanın.

No, wait, actually that's a half-burned-down McDonald's.

Hayır, bekle, o aslında yarısı yanmış bir McDonadls'mış.

Click to see more example sentences
half devre

Still half a dozen gun batteries that are offline.

Hâlâ yarım düzine silah bataryası devre dışı.

Ladies and gentlemen, it is now time for the Globetrotters' half-time half-court heave-ho throw!

Bayanlar ve Baylar şimdi sırada Globetrotters devre arası yarı-saha atışı var!

Every half cycle a new leader takes over.

Her yarım devrede bir yeni bir lider başa geçiyor.

Click to see more example sentences
half hemen hemen

An hour of canoeing, two hours of fishing, followed by a half hour of swimming.

Bir saat kano, iki saat balık tutma, hemen ardından yarım saat yüzme.

Half right then and half after the disposition of the case.

Yarısı hemen ve diğer yarısı da dava bittikten sonra.

Half an omelette coming up.

Yarım omlet hemen geliyor.

Click to see more example sentences
half kısmen

Half, but yes.

Kısmen, ama evet.

Surrounded by broken tablets and new tablets half-covered with writing.

Kırık tabletler ile çepeçevre ve kısmen yazılı yeni tabletlerle.

Ifwe've told lies, you've told half-lies.

Biz yalan söylediysek, sen kısmen yalan söyledin.

half yar

That stuff you gave me it only half worked, Chief.

Verdiğin şeyler sadece yarıya kadar işe yaradı şef.

You have a scar there, like a half-moon.

Şurada bir yara izi var, yarımay gibi.

Create a new species, half-human, half-alien?

Yeni türler yaratarak, yarı-insan, yarı-uzaylı

half bölü

For example, one half plus one third equals

Örneğin, bir bölü iki artı bir bölü üç eşittir

Oh, KE equals one half MB squared.

Oh, KE eşittir bir bölü iki MB kare.

half ABD

Half US, half India.

Yarı ABD, yarı Hindistan.