English-Turkish translations for handsome:

yakışıklı · çok · güzel · iyi · hoş · büyük · yetenekli · cömert · etkileyici · other translations

handsome yakışıklı

And now a rich and handsome man has asked me to marry him, and I have said yes.

Şimdi yakışıklı ve zengin bir adam bana evlenme teklif etti ve ben evet dedim.

You're a pretty girl. I'm a handsome young man

Sen tatlı bir kızsın bense yakışıklı bir delikanlı.

Come on handsome, are you brave enough?

Hadi bakalım yakışıklı, o kadar cesur musun?

Click to see more example sentences
handsome çok

But I remember you very well and not because you're so handsome.

Fakat ben sizi çok iyi hatırlıyorum ve çok yakışıklı olduğun için değil.

He's so handsome. Do you think he's handsome?

Çok yakışıklı, sence de öyle değil mi?

You're a very handsome man, Leonard.

Sen çok yakışıklı bir adamsın Leonard.

Click to see more example sentences
handsome güzel

I mean, you know, a good face, handsome, but a beautiful nose.

Yani demek istediğim güzel bir yüz, yakışıklı ve çok güzel bir burun.

Oh! What a handsome lady!

Oh, ne güzel bir kadın!

Darling, welcome, my beautiful handsome boy.

Birtanem, hoş geldin. Benim güzel yakışıklı oğlum.

Click to see more example sentences
handsome iyi

But I remember you very well and not because you're so handsome.

Fakat ben sizi çok iyi hatırlıyorum ve çok yakışıklı olduğun için değil.

Yeah, he's a good man: he's funny, handsome, famous

Evet. İyi bir adam, komik, yakışıklı ve ünlü.

Well, a good father, funny, handsome.

İyi bir baba, komik, yakışıklı.

Click to see more example sentences
handsome hoş

I like him because he's handsome and he's nice and smart and handsome.

Hoş biri çünkü yakışıklı ve sevimli ve zeki ve yakışıklı.

She is still a very handsome woman, and soon to be a very rich widow.

Kendisi hâlâ hoş bir kadın, yakında da çok zengin bir dul olacak.

Darling, welcome, my beautiful handsome boy.

Birtanem, hoş geldin. Benim güzel yakışıklı oğlum.

Click to see more example sentences
handsome büyük

Oh, he's so big and handsome and big!

Çok büyük, çok yakışıklı ve çok büyük biri!

He is handsome and dynamic, and he's got a really big

O, yakışıklı ve dinamik ve onun gerçekten büyük bir

Now go get handsome for your big day.

Hadi git büyük günün için yakışıklı ol biraz.

Click to see more example sentences
handsome yetenekli

You are a talented charming, handsome, skilled, smart man.

Sen yetenekli çekici, yakışıklı ve zeki bir adamsın.

You're this talented, charming, handsome, capable, determined, smart man.

Sen yetenekli çarpıcı, yakışıklı, becerikli, kararlı yakışıklı bir adamsın.

You're handsome, talented and rich.

Sen yakışıklı, yetenekli ve zenginsin.

Click to see more example sentences
handsome cömert

And my own father, a handsome and generous man.

Ve, benim babam. Yakışıklı ve cömert bir adam.

Rich, handsome, and generous.

Zengin, yakışıklı ve cömert.

And in my opinion, it's a very handsome offer indeed.

Ve düşünceme göre, bu çok cömert bir teklif gerçekten.

Click to see more example sentences
handsome etkileyici

Folke was so handsome. lntense.

Folke çok yakışıklıydı. Etkileyiciydi.