English-Turkish translations for happy:

mutlu · iyi · kutlu · sevinmek · memnun · yerinde · neşeli · şanslı · hoşnut · yerinde olan · şen · sevindirici · uygun · sevinçli · mesut · talihli · other translations

happy mutlu

Because tomorrow, everyone will have everything... .and everyone will be very happy!

Çünkü yarın, herkes her istediğini yapacak ve herkes çok mutlu olacak!

But will that make you happy?

Ama bu seni mutlu edecek mi?

Tell me what makes you happy.

Söyle bana seni ne mutlu eder.

Click to see more example sentences
happy iyi

Darling, you know good and well there's only one thing that was gonna make me happy.

Sen de çok iyi biliyorsun ki canım, beni mutlu edecek bir tek şey vardı.

Good luck, I'm really happy for you, Thank you,

İyi şanslar, senin adına çok sevindim. Teşekkür ederim.

I have good reason to be happy.

Mutlu olmak için iyi bir nedenim var.

Click to see more example sentences
happy kutlu

That's why I got you this okay honey, happy birthday

Bu yüzden de sana bunu aldım. Doğum günün kutlu olsun tatlım.

happy birthday!" and you're dead.

Doğum günün kutlu olsun! Ve öldün.

Well, happy big birthday, baby.

Doğum günün kutlu olsun bebek.

Click to see more example sentences
happy sevinmek

Well, you know I'm happy for you, too, right?

Ben de senin adına sevindim, biliyorsun değil mi?

I'm so happy for you, Mother.

Senin için çok sevindim, anne.

That's great. I'm happy for them.

Bu harika, onlar için sevindim.

Click to see more example sentences
happy memnun

Look, I'm not too happy about that either, okay?

Ben de bundan memnun değilim tamam mı?

Because it will make everyone happy.

Çünkü bu herkesi memnun eder.

Yes, lieutenant, I am also very happy to

Evet, teğmenim. Ben de çok memnun olurum.

Click to see more example sentences
happy yerinde

Now let's just have one last happy dinner together as a family.

Hadi şimdi birlikte mutlu, son bir akşam yemeği yiyelim bir aile olarak!

I am not too happy about this French dinner either.

Ben de bu Fransız yemeği konusunda mutlu değilim.

It's my happy place.

Bu benim mutluluk yerim.

Click to see more example sentences
happy neşeli

Be happy and gay!

Mutlu ve neşeli ol!

ls it a happy song?

Neşeli bir şarkı mı?

Time for a happy song.

Neşeli bir şarkı zamanı.

Click to see more example sentences
happy şanslı

And I'm just asking for one more chance, please one chance to make you happy.

Ve tek istediğim bir şans daha. Lütfen. Seni mutlu yapmak için bir şans.

Give me a chance to make you happy.

Seni mutlu etmem için bana bir şans ver.

Come on, you're gonna make some lucky girl very happy.

Hadi, şanslı bir kız seni çok mutlu edecek.

Click to see more example sentences
happy hoşnut

I've seen you happy, but never content.

Mutlu gördüm, ama hiç hoşnut görmedim.

More cheap trinkets, Gus won't be happy.

Biraz daha ucuz ıvır zıvır. Gus hoşnut olmayacak.

Not satisfied or happy, but appeased.

Hoşnut veya mutlu değil, ancak sakinleşmiş.

Click to see more example sentences
happy yerinde olan

So, your story does have a happy ending.

O zaman senin hikâyenin mutlu bir sonu var.

But he was always happy to eat our sausages.

Ama o her zaman için bizim sosisleri yemekten mutluydu.

She's carrying fertilised eggs, and now, happy and settled, she lays them.

Döllenmiş yumurtalar taşıyor, ve şimdi, mutlu ve yerleşmiş olarak onları yumurtluyor,

happy şen

He'll be very happy and very merry, no doubt.

Çok mutlu ve şen olacak, hiç şüphesiz.

Well they got this here scissor-happy, beautify-America thing here.

Bunu burada yaptılar şen makasla, Amerikayı güzelleştireceklermiş.

It's the gleeful land of happy children

Burası şen şakrak bir yer Mutlu çocuklar

happy sevindirici

Besides, this is a happy occasion.

Hem bu sevindirici bir durum.

Such a happy occasion, and

Oldukça sevindirici bir durum ve

happy uygun

Convenient, right?. Are you happy at school?. Yes.

Böylesi uygun, değil mi? Okulda mutlu musun? Evet.

You're out, fit and well, and I'm happy.

Artık yoksun! Uygun ve iyi. Ve ben mutluyum.

happy sevinçli

I'm glad, very happy, thrilled!

Ben sevinçli, çok mutluyum!

happy mesut

This serial killer is making one Baltimorean very, very happy.

Bu seri katil bir tane Baltimoreluyu oldukça mesut etti.

happy talihli

For good fortune and happiness.

İyi talih ve mutluluk için.