English-Turkish translations for harsh:

sert · acımasız, acı · ağır · kaba · zorlu · haşin · kırıcı · kötü · zalim · other translations

harsh sert

And I'm going to say something harsh now.

Ve ben şimdi sert bir şey söylemek için gidiyorum.

Now you're going to say something harsh?

Şimdi bir şey sert söylemek için gidiyoruz?

That was a little harsh.

Bu biraz sert oldu.

Click to see more example sentences
harsh acımasız, acı

It's wonderful to be in another world instead of this harsh reality.

Bu acımasız gerçeklik yerine başka bir dünyada olmak harika bir şey.

The harsh truth is that this is his game.

Acı gerçek şu ki; bu onun oyunu.

But, Ma, that seems very harsh.

Ama bu çok acımasızca anne.

Click to see more example sentences
harsh ağır

But obsessed? That's a bit of a harsh word.

Ama takıntı biraz ağır bir kelime oldu.

Dude, that was really harsh.

Dostum, bu çok ağırdı.

Nate, that's a bit harsh. What?

Nate, bu ağır oldu biraz.

Click to see more example sentences
harsh kaba

No, no, we are not thieves."thieves" is such a harsh word.

Hırsız değiliz biz."Hırsız" ne kadar da kaba bir kelime.

Oh, no, it's a cold and harsh color.

Olmaz, o çok soğuk ve kaba bir renk.

Thieves" is such a harsh word.

Hırsız" ne kadar da kaba bir kelime.

Click to see more example sentences
harsh zorlu

Justice can be a harsh mistress.

Adalet zor bir metres olabiliyor.

Life is too harsh here.

Hayat burada çok zorlu.

Science is a harsh mistress.

Bilim zor bir metres'dir.

Click to see more example sentences
harsh haşin

Well, the Sea is a harsh mistress, and you're a moron.

Deniz haşin bir metres gibidir. ve sen de bir aptalsın.

Gambling is a harsh mistress.

Kumar, haşin bir metres gibidir.

Don't be so harsh. Saru, I want you to do something.

Bu kadar haşin olma.Saru, senden bir şey yapmanı istiyorum.

harsh kırıcı

A woman scorned is a dangerous thing. And a bruised heart will often speak harshly, Mr. Blomfield.

Küçümsenen bir kadın çok tehlikeli bir şeydir. ve yaralanan bir kalp sık sık kırıcı konuşacaktır.

Well, that's a bit harsh.

Peki, Bu biraz kırıcı oldu.

That's quite a harsh statement, Mr Sellers.

Bayağı kırıcı bir ifade oldu Bay Sellers.

harsh kötü

my own son treated me like a stranger why were you always so harsh with me, grandma?

Benim kendi oğlum, bana bir yabancı gibi davrandı. Sen bana neden hep kötü davrandın, Büyükanne?

harsh zalim

It's a harsh world.

Bu zalim bir dünya.