hasn't

That wasn't anything new, and that guy, he hasn't done anything right his whole life, and he

Bu yeni bir şey değildi ve o adam bütün hayatın da hiçbir şey yapmadı. ve o

She went to work two days ago and she hasn't been back since.

İki gün önce işe gitti ve o zamandan beri dönmedi.

We promised to meet here two years later, but she hasn't come yet.

İki yıl sonra burada buluşmak için söz verdik ama o hala gelmedi.

It's been two weeks, and she hasn't said a single word.

İki hafta oldu ve tek bir kelime bile etmedi.

His name is Tommy, and he's been there since last night, hasn't he?

Onun adı Tommy, ve o geçen geceden beri burada, değil mi?

I'm leaving, but at least give her a steak, she hasn't eaten in three days.

Ben gidiyorum, ama en azından ona bir biftek ver. Üç gündür bir şey yemedi.

The husband disappeared four months ago, and he hasn't been heard from since.

Kocası dört ay önce kayboldu ve o zamandan beri ses seda yok.

God hasn't given you a good face... .you should at least say good things.

Tanrı sana iyi bir yüz vermedi... .en azından iyi şeyler söylemelisin.

Technically. So she hasn't really left you, has she? I mean, you know technically.

Teknik olarak, yani o zaman seni tam olarak terk etmedi, yani teknik olarak.

It's really been a long time for you, hasn't it?

Senin için gerçekten uzun zaman oldu, değil mi?