haven't

Why do I feel like I've done something wrong when I haven't done anything wrong?

Yanlış bir şey yapmamışken neden kendimi yanlış bir şey yapmış gibi hissediyorum?

Thank you. But you still haven't told me anything about him, you know.

Teşekkür ederim, ama bana hala onun hakkında hiçbir şey söylemediniz.

You've asked me a lot of questions, but you haven't told me anything.

Bana bir sürü soru sordun ama sen hiçbir şey anlatmadın.

I haven't seen her this morning, sir, but she sounds much better.

Onu bu sabah görmedim, efendim, fakat çok daha iyi görünüyor.

Well, then it's about to get better 'cause this is something I haven't told anyone.

Öyleyse daha da iyi olacak çünkü bu henüz kimseye söylemediğim bir şey.

I know everything, and this is her car! haven't seen her

Ben her şeyi biliyorum, bu onun arabası! görmedim onu

I haven't done anything wrong and you know it.

Yanlış bir şey yapmadım ve sen de bunu biliyorsun.

I haven't been the best husband to you, but I want another chance.

Sana pek iyi bir koca olmadım, ama bir şans daha istiyorum.

I haven't done anything so there's nothing to worry about.

Ben bir şey yapmadım yani endişelenecek bir şey yok..

The idea is good. But I haven't heard it before.

Güzel fikir, ama ben bunu daha önce duymadım.