English-Turkish translations for he:

o · hes · erkek · peş · ağabey · hoca · sahib · other translations

he o

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

Yes. But he is still my father. And he does love me.

Evet ama yine de o benim babam ve beni seviyor.

But he's not the only one, there are more like him.

Ama o tek bir kişi değil, onun gibi bir sürü var.

Click to see more example sentences
he hes

I'm just a woman who yes, loved helen, but that doesn't matter.

Ben sadece bir kadınım Evet, Helen sevmiştim ama bunun bir önemi yok.

You're not very good at this, Aunt Helen.

Sen bunda çok da iyi değilsin, Helen Teyze.

Helen Keller, Helen Keller, blind as a bat.

Helen Keller, Helen Keller, yarasa gibi kör.

Click to see more example sentences
he erkek

Yes, but he's a man.

Evet ama o bir erkek.

Uh, but that night he did everything that a boyfriend should.

Ama o gece bir erkek arkadaşın yapması gereken herşeyi yaptı.

Yeah, he's your boyfriend.

Evet o senin erkek arkadaşın.

Click to see more example sentences
he peş

Wait, he's not after you.

O senin peşinde değil.

He's up to something.

O bir şeyin peşinde.

No. He's coming after you.

Hayır, senin peşinden geliyor.

Click to see more example sentences
he ağabey

But he's my brother. And I love him.

Ama o benim ağabeyim, ve onu seviyorum.

He's my brother, of course.

O benim ağabeyim, tabii ki.

Of course, he's my brother.

Elbette, o benim ağabeyim.

Click to see more example sentences
he hoca

He is definitely a funny teacher.

O kesinlikle eğlenceli bir hoca.

I heard he's a great teacher.

Çok iyi bir hoca olduğunu duydum.

He had a good teacher.

İyi bir hocası var.

Click to see more example sentences
he sahib

He just came back, Sergeant sahib.

Öylece geri geldi, Çavuş sahib.

He's become a proper sahib.

Çok iyi bir sahib oldu.

Khanum sahib, he is Nawab Faiz Ali.

Khanum Sahib, Nawab Faiz Ali geldi.