English-Turkish translations for head:

kafalı, kafa · baştaki, baş, başlı · gitmek · başkan · başta olan · şef · başta olmak, başında olmak, baş olmak · tura · yöneltmek, yönelmek · yönlendirmek · kel · geçmek · kelle · ana · kullanmak · aklı · müdür · beyin · lider · başa koymak, baş koymak · başlık · yönetmek · baş yapmak · baş yer · akıl · kişi · baş vermek · tepe · baştan ayağa · kafatası · baş taraf · başına geçmek, başına geçirmek · burun · kişi başı · konu · reis · baş denizleri · başını kesmek · kaynak · ekin başı · göbek · su başı · ön taraf · other translations

head kafalı, kafa

It ain't much more than a head and a heart right now, but that's all you need, don't you?

Şu an bir kafa ve kalpten başka bir şey değil ama sana da gereken bu değil mi?

He's in over his head, and he knows it.

O adam kafasının içinde ve bunu o da biliyor.

You tell me right now or I swear I blow your head off.

Ya bana şimdi söylersin ya da yemin ederim kafanı havaya uçururum.

Click to see more example sentences
head baştaki, baş, başlı

See, this is a family business, and I am the head of the family.

Bak, bu bir aile işi ve ailenin başında da ben varım.

A right and left to the head!

Başa bir sağ ve bir sol.

Hold your head up, Jim.

Başını dik tut, Jim.

Click to see more example sentences
head gitmek

Not exactly but it's a brave new world we're headed for, no doubt about that.

Pek değil ama şüphe yok ki, cesur bir yeni dünyaya doğru gidiyoruz.

That's why we're heading to Chicago.

İşte bu yüzden Chicago'ya gidiyoruz.

Jane and I are heading over.

Jane ve ben şimdi oraya gidiyoruz.

Click to see more example sentences
head başkan

It ain't much more than a head and a heart right now, but that's all you need, don't you?

Şu an bir kafa ve kalpten başka bir şey değil ama sana da gereken bu değil mi?

Like another brain in my own head.

Kendi kafamın içinde başka bir beyin gibi.

Department heads, contact Charles Thompson before any other action.

Bölümü, başları İletişim Charles Thompson Başka bir eylemden önce.

Click to see more example sentences
head başta olan

So it's murder, or he, uh Fell and hit his head.

O zaman ya cinayet ya da düştü ve başını çarptı.

The head of a pretty girl.

O baş güzel bir kız.

Then keep your head down until you grow one.

O zaman başını aşağıda tut bir tane bulana kadar.

Click to see more example sentences
head şef

It's so cool. Till Monica gets back, I'm head chef.

Çok güzel, Monica geri dönene kadar, baş şef benim.

Mr. President, I'm Agent Erik Ritter, acting head of station.

Sayın Başkan ben Ajan Erik Ritter, İstasyon Şef Vekili.

This is Peek, tech specialist and head of Covert Ops.

Bu Peek, Teknik Uzman ve Gizli Operasyonlar şefi.

Click to see more example sentences
head başta olmak, başında olmak, baş olmak

Well, we only got a head, so the rest has gotta be somewhere.

Aslında elimizde sadece bir baş var. Yani kalanı da bir yerlerde olmalı.

Still think of him as the head soldier?

Onu hala baş asker olarak düşünüyorsunuz?

But you at least have a roof over your heads

Ama en azından başınızın üzerinde bir çatı olur.

Click to see more example sentences
head tura

For me, I think it's his round, bald head.

Bana göre bu tur onun kel kafasının.

No Because here are heads.

Hayır. Çünkü tura burada

Then I'll bet heads

Öyleyse ben de tura.

Click to see more example sentences
head yöneltmek, yönelmek

I think it's heading this way.

Bence bu tarafa doğru yöneliyor.

Heading north, towards the Winding Stair Mountains. Or pushing further west.

Ya kuzeye doğru Winding Stair dağlarına ya da batıya yöneldiler.

Just carrying a gym bag. Headed east.

Bir spor çantası var, doğuya yöneldi.

Click to see more example sentences
head yönlendirmek

Okay, okay, we're going to head in that direction.

Tamam, tamam. O yöne doğru devam ediyoruz.

Hey African brother, turn your head the other way.

Hey Afrikalı kardeşim, kafanı başka yöne çevir.

Mr. Potato head at your six, closing fast.

Bay patates kafa altı yönünde, hızla yaklaşıyor.

Click to see more example sentences
head kel

Why is your head so bald?

Senin kafan neden bu kadar kel?

Some sweaty, bald-headed bastard grabbed me from behind and threw me in his van.

Kel kafalı bir piç beni arkamdan yakaladı ve beni karavanına attı.

And your bald head, uh

Senin de kel kafana.

Click to see more example sentences
head geçmek

Too late to head back so

Geri dönmek için çok geç ve

Let's head inside.

Hadi içeri geçelim.

Little late for a stroll isn't it, Potato Head?

Yürüyüşe çıkmak için biraz geç değil mi, Patates Kafa?

Click to see more example sentences
head kelle

Now take all the heads and let's go, okay?

Şimdi bütün kelleleri al ve gidelim, tamam?

This head is the proof

Bu kelle de kanıtı!

Matthews wants someone's head.

Matthews birinin kellesini istiyor.

Click to see more example sentences
head ana

It ain't much more than a head and a heart right now, but that's all you need, don't you?

Şu an bir kafa ve kalpten başka bir şey değil ama sana da gereken bu değil mi?

Jeremy and Matt are headed there right now.

Jeremy ve Matt şu an oraya gidiyor.

Eva and Sebastian are headed there now.

Eva ve Sebastian şu an oraya gidiyor.

Click to see more example sentences
head kullanmak

And use your head, all right?

Ve kafanı kullan tamam mı?

Use your head, come on!

Kafanı kullan, Hadi ama!

That's using your head, kid.

Bu senin başını kullanıyor evlat.

Click to see more example sentences
head aklı

Something comes into my head, and I don't know what.

Aklım bir şey geliyor ve, ne olduğunu bilmiyorum.

My head went there, too, Jane.

Benim aklım da oraya gitti, Jane.

Because the angel put another idea into his head.

Çünkü melek aklına başka bir fikir sokmuş.

Click to see more example sentences
head müdür

Hi, I'm Linda Bloom, head of sales.

Merhaba, ben Linda Bloom, satış müdürü.

Head of Marketing and Galactic Liaison.

Pazarlama ve galaktik bağlantı müdürü.

Sydney Newman, Head Of Drama, let me introduce you to Mr William Hartnell.

Sydney Newman, Drama Müdürü, seni Bay William Hartnell ile tanıştırayım.

Click to see more example sentences
head beyin

For a small brain. You have a big head.

Küçük bir beyin için, büyük bir kafan var.

A big head to house a big brain.

Büyük bir beyni taşıyan büyük bir kafa.

'Cause I've got brains in my head!

Kafamın içinde bir beyin var çünkü!

Click to see more example sentences
head lider

Hey, cindy, you'd make a really great head cheerleader

Hey Cindy, sen gerçekten harika bir ponpon kız lideri olurdun.

Yeah, right after I'm elected head cheerleader.

Evet, ben amigo kızların lideri olarak seçildikten sonra.

Yang Lu Chan Vs Head of Ba Gua Li Qian Kun

Yang Lu Chan Vs Ba Gua Lideri Li Qian Kun

Click to see more example sentences
head başa koymak, baş koymak

Turn around and put your hands on your head.

Arkanı dön ve ellerini başının üzerine koy.

Stand up and put your hands behind your head.

Ayağa kalk ve ellerini başının arkasına koy!

Take him inside, put some ice on his head.

Onu içeri al ve başına biraz buz koy.

Click to see more example sentences
head başlık

And you got a heading here

Burada bir başlık var

There's only one pink brush head and Big was giving his to me.

Sadece bir tane pembe fırça başlığı vardı ve Büyük onu bana verdi.

What's the next chapter heading?

Bir sonraki bölümün başlığı ne?

Click to see more example sentences
head yönetmek

And Fargo, the head of Global Dynamics, Much to everyone's surprise.

Ve Fargo, Global Dynamics'in yöneticisi olmuş ki herkes için sürpriz oldu.

And Fargo, the head of Global Dynamics.

Ve Fargo, Global Dynamics'in yöneticisi olmuş

Michael scott, head of sales.

Michael Scott, satış yöneticisi.

Click to see more example sentences
head baş yapmak

The head lama, His holiness Chen Tulku will be performing a sacred initiation in five days.

Baş Lama, Saygıdeğer Chen Tulku beş gün içinde, bir kutsal arınma töreni yapacak.

Master made me head trainer today.

Sahip beni baş terbiyeci yaptı bugün.

The head of Abu Sayyaf wants me to courier for him between Basilan and Pakistan.

Ebu Sayyaf'ın başı Basilan ve Pakistan arasında onun için kuryelik yapmamı istiyor.

Click to see more example sentences
head baş yer

You keep your head up, there's a place for you here.

Başını dik tutmaya devam et. Burada senin için yer var.

Well, we only got a head, so the rest has gotta be somewhere.

Aslında elimizde sadece bir baş var. Yani kalanı da bir yerlerde olmalı.

Yeah, well, you just keep your head down.

Evet, güzel, sen sadece başını yerde tut.

Click to see more example sentences
head akıl

And a smart head.

Ve akıllı bir kafa.

That's a pretty smart move there, Head Ranger Jones.

Bu gerçekten çok akıllıca bir hareket, Baş Korucu Jones.

And be wise: Use your head.

Ve akıllı ol; kafanı kullan.

Click to see more example sentences
head kişi

There are six others that are headed somewhere this way.

Altı kişi daha var bu tarafa doğru gidiyorlar.

DJ Retchid Kat always wears a big cat head, and Sammy is the only one who knows who he is, and he swears it is your guy.

DJ Retchid Kat her zaman kocaman bir kedi kafası giyer, ve Sammy onun kim olduğunu bilen tek kişi, ve onun bu çocuk olduğuna yemin ediyor.

Two bucks a head and drinks.

Kişi başı iki dolar ve içki.

Click to see more example sentences
head baş vermek

He gave me a warm meal, roof over my head and a reason to go on living.

Bana sıcak yemek, başımı sokabileceğim bir çatı verdi bir de yaşamak için bir sebep.

Eventually, the department head, Major Ballin, gave him an office.

Sonunda, departmanın başı Binbaşı Ballin, ona bir ofis verdi.

Louis responds with a right to the head.

Louis Başına bir sağ ile cevap veriyor.

Click to see more example sentences
head tepe

What a nice head of foam.

Ne hoş bir köpük tepesi.

Head-to-toe hydraulics and highly pressurized pneumatics.

Tepeden tırnağa hidrolik ve yüksek basınçlı pnömatik.

Lawtons over at White Gate Head and they're not farmers.

Lawtonlar Beyaz Tepe Geçidi'nin üzerinde ve onlar çiftçi değiller.

Click to see more example sentences
head baştan ayağa

Stand up and put your hands behind your head.

Ayağa kalk ve ellerini başının arkasına koy!

What do you mean, her head and feet?

Ne demek istiyorsun, başı ve ayakları mı?

Hands, feet, then head. Right?

Eller, ayaklar, sonra baş, değil mi?

Click to see more example sentences
head kafatası

The heads of two Polish laborers shrunken to one-fifth their normal size.

İki Polonyalı işçi kafatası normal boyutlarının beşte biri kadar küçülmüş.

A piece of Orinoco, full of mosquitoes and head-hunters

Orinoco'nun kafatası avcıları ve sivrisineklerle dolu bir köşesi!

Head.. okayshaking head. i'll shake it. skull will eat the dosa idli and shake the head

Kafa. . tamam kafasını sallayarak. Ben sallayayım. kafatası dosa idli yemek ve kafa sallamak

head baş taraf

Signed by Liam Farrell, head pathologist.

Baş patolog Liam Farrell tarafından imzalanmış.

They were Zhusha's head, master of Star Gang and the Desert King, Zha Muhe, all poisoned by Magic Water!

Zhusha'ların başı, yıldız çetesinin efendisi, ve çöl kralı, Zha Muhe, hepsi büyülü su tarafından zehirlendiler!

One side runs through the sphinx's head

Bir taraf Sfenksin başının üstünden geçer.

head başına geçmek, başına geçirmek

Sooner or later some chap will turn your head.

Er ya da geç bir adam başını döndürecek.

Making you temporary head of G.D.?

Seni geçici olarak G.D.'nin başı yapmayı?

Agrifoglio by a head, but Aida is past him!

Agrifoglio bir baş farkla ama Aida onu geçti!

head burun

That's why your nose is gushing blood, and I've got a lump on my head.

Bu yüzden senin burnun kan içinde, benim de kafamda bir yumru var.

You and your big-headed ideas.

Sen ve senin burnu havada fikirlerin

Noses, jaws and heads were broken.

Burunları, çeneleri ve kafaları kırıldı.

head kişi başı

Two bucks a head and drinks.

Kişi başı iki dolar ve içki.

He's the head of the Ragna.

Bu adam Ragna'nın başındaki kişi.

head konu

Definitely no head, but not sure about the hands.

Kafa kesin yok, Ama eller konusunda emin değilim.

Then let the head of the familyworry about it.

O zaman izin ver, bu konuda ailenin reisi endişelensin.

head reis

Dad, this is Mr. Kenwright, head of the host family this week.

Baba bu Bay Kenwright, bu haftaki ev sahibi ailenin reisi.

Then let the head of the familyworry about it.

O zaman izin ver, bu konuda ailenin reisi endişelensin.

head baş denizleri

like the seven-headed Sumerian sea monster the leviathan?

Yedi başlı Sümer gibi deniz canavarı Leviathan?

Getting a Head in Jinhae naval base.

Jinhae deniz üssü bir Baş alınıyor.

head başını kesmek

She cut sara's head off.

Sara'nın başını o kesti.

The head was removed postmortem.

Başı öldükten sonra kesilmiş.

head kaynak

First up, Head of Human Resources, Judith Collins!

İlk olarak İnsan Kaynakları Müdürü Judith Collins!

Yeah, the head of Expended Resource Control and Distribution.

Evet, harcanmış kaynak kontrol ve dağıtım müdürü olarak.

head ekin başı

Caimly, caimly. Bend my head.

Sakin, sakin, başımı eğin.

head göbek

Wombat-headed."wombat-headed, big bellied

Gerizekâlı Gerizekâlı, koca göbekli

head su başı

They were Zhusha's head, master of Star Gang and the Desert King, Zha Muhe, all poisoned by Magic Water!

Zhusha'ların başı, yıldız çetesinin efendisi, ve çöl kralı, Zha Muhe, hepsi büyülü su tarafından zehirlendiler!

head ön taraf

I got six more heads waiting for me up front.

Ön tarafta beni bekleyen altı kafa daha var.