headed

It ain't much more than a head and a heart right now, but that's all you need, don't you?

Şu an bir kafa ve kalpten başka bir şey değil ama sana da gereken bu değil mi?

See, this is a family business, and I am the head of the family.

Bak, bu bir aile işi ve ailenin başında da ben varım.

Of course I hate you, you stupid football head, and don't ever forget it!

Tabii ki nefret ediyorum, seni aptal futbol kafa, bunu asla unutma!

Unfortunately, he works for a mad man with a really big head.

Ne yazık ki, gerçekten koca bir kafası olan çılgın bir adam için çalışıyor.

You keep your head up, there's a place for you here.

Başını dik tutmaya devam et. Burada senin için yer var.

I don't want to be your girlfriend, big head.

Ben de senin kız arkadaşın olmak istemiyorum, koca kafa.

Nick, was it like a dream or like a voice in your head?

Nick, rüya gibi mi yoksa kafandaki bir ses gibi miydi?

William Bell is not the problem. He's certainly not the head of any terrorist organization.

William Bell problem değil ve o kesinlikle bir terörist örgütünün başkanı değil.

How about you take the car and head back to New York?

Hakkında siz araba almak nasıl ve New York'a geri kafa?

He's coming back here tomorrow and he's coming for my head!

Yarın buraya geri gelecek ve benim başımı almaya gelecek!