English-Turkish translations for heart:

kalpli, kalp · · yürekli, yürek · sevgi · can · üzgün · kupa · orta · göğüs · gönül · nabız · kuvvet · cesaret · ahlakî · merkez · öz · vicdan · other translations

heart kalpli, kalp

Yeah. I'm telling you, he's really sweet and really funny and he's just, oh, got a good heart.

Diyorum ya, gerçekten çok tatlı ve gerçekten komik biridir ve çok iyi bir kalbi vardır.

Do you have a heart?

Bir kalbin var mı?

She had a heart attack.

Bir kalp krizi geçirdi.

Click to see more example sentences
heart

Heart will be here in two hours.

Kalp iki saat içinde burada olacak.

No, for the heart.

Hayır, kalp için bu.

Bad for the heart.

Kalbin için kötü olur.

Click to see more example sentences
heart yürekli, yürek

A good person with a big heart.

Büyük bir yüreği olan iyi bir insan.

He has a big heart.

Büyük bir yüreği var.

You've got her heart.

Sende onun yüreği var.

Click to see more example sentences
heart sevgi

Mother's heart is always full of love.

Annenin kalbi her zaman sevgiyle dolu.

Though my heart be still as loving The moon be still as bright.

Ay hala çok parlak, kalbim hala sevgi dolu olsa da.

You stole my heart at first sight, darling.

Sen de ilk bakışta benim kalbimi çaldın, sevgilim.

Click to see more example sentences
heart can

Come my heart, let's go home.

Gel canım, hadi eve gidelim.

When the heart beats like a bull, every girl looks like a buffalo, my dear.

Kalp bir boğa gibi attığında, her kız bir bufalo gibi görünür canım..

It's annoying because he's got a good heart

Bu çok can sıkıcı çünkü aslında temiz bir kalbi var.

Click to see more example sentences
heart üzgün

I'm really sorry. and you you broke my heart.

Gerçekten çok üzgünüm. ama sen Sen benim kalbimi kırdın.

She broke my heart and I'm sorry!

O benim kalbimi kırdı ve üzgünüm!

I'm sorry, but Jesus has my heart.

Üzgünüm ama benim kalbimi İsa çaldı.

Click to see more example sentences
heart kupa

He had a heart attack last month, my dad. Look how she mugs him off.

O bir kalp krizi geçirdi geçen ay, babam. ona kapalı kupalar bak.

Jack of hearts is a better hunter than you, eh?

Kupa valesi senden daha iyi bir avcıdır değil mi?

Hearts, you stupid man!

Kupa, seni aptal adam!

Click to see more example sentences
heart orta

Phillip Van Der Hoff was a middle-aged man with a known heart condition.

Phillip Van Der Hoff kalp sorunu olduğu bilenen orta yaşlı bir adamdı.

Gradually my heart revealed without saying a word.

Yavaş yavaş kalbim tek kelime etmeden ortaya çıkardı.

What about a congenital heart defec he has a midline anomaly on his head.

Konjenital kalp hastalığına ne dersin? Kafasında bir orta hat anomalisi var.

Click to see more example sentences
heart göğüs

Fred, within this chest beats the heart of a horny teenager.

Fred, bu göğsün içinde azgın bir ergenin kalbi atıyor.

No more bleeding in your chest, nothing around your heart.

Göğsünde kanama yok. Kalp çevrende bir şey yok.

She had heart palpitations and chest pain.

Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı var.

Click to see more example sentences
heart gönül

Sometimes it's heart a lonely hunter.

Bazen gönül yalnız bir avcıdır.

It's a matter of hearts.

Bu bir gönül meselesi.

This spring, I came home heart-sore and soul-withered.

Bu bahar, eve gönül yarasi ve çürümüs bir ruhla geldim.

Click to see more example sentences
heart nabız

Normal heart rate and pulse ox.

Kalp ritmi ve nabız normal.

That heart rate is dancing like a Cylon scanner.

Bu nabız Cylon tarayıcısı gibi dans ediyor.

Her pulse is thready and her heart's racing.

Nabzı çok zayıf ve kalp atışı hızlanıyor.

Click to see more example sentences
heart kuvvet

Why is your heart stronger than mine?

Neden senin kalbin benimkinden daha kuvvetli?

Okay, your heart's as strong as a battleship.

Tamam, kalbin bir savaş gemisi kadar kuvvetli.

heart cesaret

Well, she got your courage and wants my heart.

Senin cesaretini aldı. Benim de kalbimi istiyor.

'Who's got the courage to fall in love again..' '..suffer a heart-break.'

'Kim bir daha aşık olma cesaretini' 'kalplerin kırılmasına cesaret edecek?'

heart ahlakî

One heart, one morality.

Tek yürek. Tek ahlak.

heart merkez

Heart of downtown Seattle.

Seattle şehir merkezinin kalbi.

heart öz

And all revolutionaries are conservatives at heart.

Ve tüm devrimciler aslında özünde tutucudurlar.

heart vicdan

For me for my poor heart, so I have a clear conscience.

Bu benim için zavallı kalbim için, temiz bir vicdanım var.