English-Turkish translations for heat:

ısı · sıcak · sıcaklık · ateş · isıtma · ısıtmak · kızmak · vücut ısısı · kalorifer · ısınma · hararetli, hararet · ısıtıcı · other translations

heat ısı

One heat source, could be biological, near the core, but that's all.

Bir ısı kaynağı. Biyolojik olabilir. Merkeze yakın ama hepsi bu.

It's very, very simple, when a hot body loses heat

Bu oldukça basit, sıcak bir vücut ısı kaybedince

No light, no heat.

Işık yok, ısı yok.

Click to see more example sentences
heat sıcak

It was a deadly heat wave that summer.

O yaz ölümcül bir sıcak hava dalgası vardı.

Do something about the heat.

Şu sıcak konusunda bir şey yap.

Four days in this cruel heat and horrible tension.

Bu insafsız sıcak ve korkunç gerilim altında dört gün.

Click to see more example sentences
heat sıcaklık

Sorry about the heat and the smell.

Sıcaklık için özür dilerim ve koku için de.

Champagne and electricity and heat.

Şampanya, elektrik ve sıcaklık.

Dry heat and central air.

Kuru sıcaklık ve merkezi hava.

Click to see more example sentences
heat ateş

A forge without heat or fire Impressive.

Isı ya da ateş olmadan demircilik. Etkileyici!

Very good, heat.

Çok güzel, ateş.

HELL HEAT starring Beat Takeshi

CEHENNEM ATEŞİ Başrolde: Beat Takeshi

Click to see more example sentences
heat isıtma

Of course you have heat.

Isıtma var tabii ki.

What about, Mr. Heating, ventilation and air conditioning?

Peki ya favorim olan Bay Isıtma, Havalandırma ve Klima?

Heating and Air Conditioning.

Isıtma ve Klima Sistemleri

Click to see more example sentences
heat ısıtmak

You go and heat some water.

Sen git de, biraz su ısıt getir.

Go and heat up some water.

Git ve biraz su ısıt.

Go heat some water.

Git biraz su ısıt.

Click to see more example sentences
heat kızmak

But we have heat vision, infrared scopes, laser guidance system and armor piercing bullets.

Ama bizim ısı ve kızıl ötesi gözlüğümüz, lazer sistemimiz ve zırh delici mermilerimiz var.

Poor kid, working in New York in this heat.

Zavallı kız, bu sıcakta New York'ta çalışıyor.

Summer heat, boy and girl meet

Yaz sıcağı, bir kız, bir oğlan

Click to see more example sentences
heat vücut ısısı

For body heat.

Vücut ısısı için.

Body for body heat.

Vücut Vücut ısısı için.

No body heat.

Vücut ısısı yok.

Click to see more example sentences
heat kalorifer

You got water, electricity, heating all the basics.

Su, elektrik, kalorifer, temel olan her şey var.

First, the heating went, then the gas thing broke and the plumbing froze.

Önce kalorifer gitti, sonra gaz şeyi bozuldu ve su tesisatı dondu.

Alas, I'm afraid the heating at St Wulfric's packed up ages ago.

Ne yazık ki St Wulfric'in kaloriferleri yıllar önce devrini tamamlamış.

heat ısınma

My dad ran a plumbing and heating company.

Babam bir tesisat ve ısınma şirketinin başındaydı.

Yeah, well, heat's a little more important right now.

Evet, ama, ısınma şuan için biraz daha önemli.

Tokyo is toasty, london is drying out, And even vista verde is heating up.

Tokyo sıcacık, Londra kurumaya başladı ve Vista Verde bile ısınmaya başladı.

heat hararetli, hararet

Lee's servant witnessed a fight and heated argument between lp Man and Lee last night

Lee'nin hizmetçi kavga tanık lp Man ve Lee arasında hararetli tartışma dün gece

Look, I mean, nothing personal, but tobacco generates a little more heat than alcohol.

Bak, diyorum ki, kişisel bir şey değil, ama tütün alkolden biraz daha fazla hararet yaratıyor.

And it looked a little heated.

Biraz da hararetli bir konuşmaymış.

heat ısıtıcı

Why is there no heat?

Neden hiç ısıtıcı yok?

Perspiration passes through heat filaments and salt precipitators.

Ter, ısıtıcılar ve tuz çökelticilerin arasından süzülür.