English-Turkish translations for heaven:

cennet · tanrı · gök · allah · gökyüzü · other translations

heaven cennet

I killed myself and went to heaven and yeah, it's really good in heaven.

Ben kendimi öldürdüm ve cennete gittim ve evet, cennet hakikaten iyi.

There's only one heaven.

Sadece bir tane cennet var.

No, this wasn't heaven.

Hayır bu cennet değil.

Click to see more example sentences
heaven tanrı

Dear God in heaven, please, please help her.

Cennetteki sevgili Tanrım, lütfen lütfen ona yardım et.

Well, then go get him, for heaven's sake!

O zaman gidip bulun onu, Tanrı aşkına!

For heaven's sakes, Leon, look at me.

Tanrı aşkına, Leon, bana bir bak.

Click to see more example sentences
heaven gök

To every thing there is a season a time to every purpose under heaven.

Her şeyin bir zamanı var göklerin altında her amacın bir zamanı var.

And the third angel sounded "and there fell a great star from heaven

Ve üçüncü melek ses verdi "ve gökten büyük bir yıldız düştü

People Heaven sent us a message

Gök İnsanları bize bir mesaj gönderdiler

Click to see more example sentences
heaven allah

She's your partner for heaven's sake.

O senin ortağın Allah aşkına.

Heaven knows what Ethel wants of us this time.

Allah bilir bu sefer Ethel bizden ne istiyor.

Julián, for heaven's sake. Easy, it was a misunderstanding.

Julián, Allah aşkına, sakin ol, bu bir yanlış anlama.

Click to see more example sentences
heaven gökyüzü

She approached him and the heavens opened.

Kız ona yaklaştı ve gökyüzü açıldı.

Maybe I'm in heaven With the furry skies above

Belki cennet içinde olduğum Yukarıda kürklü gökyüzü ile

No, the heavens should be simple.

Hayır hayır, gökyüzü basit olmalı.

Click to see more example sentences