English-Turkish translations for heavy:

ağırlaşmış, ağır, ağırlık · çok · yoğun · derin · fazla · kalın · zor · yavaş · şiddet, şiddetli, şiddetle · önemli · sert · üzücü · iri · güç · aşırı · beceriksiz · kuvvetli · rüzgâr · baskın · bozuk · ağır siklet · bulutlu · dayanıklı · kapalı, kaba · koyu · other translations

heavy ağırlaşmış, ağır, ağırlık

Every weapon has a different power long and short weak and strong light and heavy

Her silahın değişik gücü vardır; zayıf ve kuvvetli, hafif ve ağır hafif ve ağır,

Frank, that's too heavy.

Frank, bu çok ağır.

That's heavy stuff, man.

Bu ağır bir şey dostum.

Click to see more example sentences
heavy çok

Mm-hmm. He was definitely having an affair, but the woman was very, very large and very, very heavy.

Adamın kesinlikle bir ilişkisi vardı ama çok, çok büyük ve çok, çok ağır bir kadınla.

And it was too heavy,

Ve bu çok ağır oldu

But they're not very heavy.

Ama çok ağır değiller.

Click to see more example sentences
heavy yoğun

No traffic lights, no police, no heavy traffic it's not a motorcycle.

Kırmızı ışık yok, polis yok, yoğun trafik yok. Motosiklet gibi değil.

Very heavy rain and plenty of lightning continue throughout the week.

Çok yoğun yağış ve bol bol yıldırım düşmesi hafta boyunca devam edecek.

These guys are heavy.

Bu adamlar çok yoğun.

Click to see more example sentences
heavy derin

What the devil is heavy water?

Bu "ağır su" denen şey de ne?

He said, "The heavy people are strange.

Dedi ki: "İri insanlar çok garip.

Not stupid, I mean, heavy.

Aptal değil, ağır demek istedim.

Click to see more example sentences
heavy fazla

Too heavy for dinner.

Akşam için fazla ağır.

The whole thing's too big and heavy.

Tüm alet fazla büyük ve ağır.

It's too heavy for these small wings.

Bu küçük kanatlar için fazla ağır.

Click to see more example sentences
heavy kalın

Doc said I shouldn't lift anything heavy.

Doc şey ağır kaldırmak gerektiğini söyledi.

A red glove, of heavy wool?

Kalın yünden kırmızı bir eldiven.

And heavy, brown velvet curtains and subdued lighting.

Kalın, kahverengi kadife perdeler ve loş aydınlatma.

Click to see more example sentences
heavy zor

I might need a partner for some heavy stuff.

Zor bir için bir ortağa ihtiyacım olabilir.

We got a heavy day ahead.

Önümüzde zor bir gün var.

We've got a heavy day tomorrow.

Yarın zorlu bir gün olacak.

Click to see more example sentences
heavy yavaş

Too heavy and slow.

Çok ağır ve yavaş.

You are slow and heavy!

Sen yavaş ve hantalsın!

Look, Mom, it's like a really heavy, slow iPad.

Bak, anne ağır ve yavaş bir iPad sanki.

Click to see more example sentences
heavy şiddet, şiddetli, şiddetle

We had a heavy hurricane season this year.

O sene çok şiddetli bir kasırga vardı.

This heavy rain is surely exceptional.

Bu şiddetli yağmur çok olağandışı. Evet.

Heavy but normal discharge.

Şiddetli ama normal bir akıntı.

Click to see more example sentences
heavy önemli

I want to know what's so important about heavy water.

Bu ağır su neden bu kadar önemli, bilmek istiyorum.

It doesn't matter how heavy it is

Ne kadar ağır olduğu önemli değil

It's a solemn responsibility and, on days like today, a heavy one.

Bu önemli bir sorumluluk ve bugün gibi günlerde, ağır bir sorumluluk.

Click to see more example sentences
heavy sert

Grant, give me something heavy!

Grant, sert bir şey ver bana!

Then he felt something hard and unbelievably heavy.

O an inanılmaz derecede ağır ve sert bir şey hissetti.

Coal is heavy and hard.

Kömür ağır ve sert.

Click to see more example sentences
heavy üzücü

We were working a pretty heavy bank robbery crew.

Oldukça ağır bir banka soygunu üzerinde çalışıyorduk.

A heavy burden on your shoulders.

Omuzlarının üzerinde ağır bir yük var.

Look at that get-up. Heavy hands, ankle weights, that's cute, and

Şu üzerindekilere bak. ağır eldivenler, bilek ağırlıkları, bu güzel, ve

Click to see more example sentences
heavy iri

He said, "The heavy people are strange.

Dedi ki: "İri insanlar çok garip.

He's bulky, kind of heavy-set.

Cüsseli, iri yapili biri.

A big man with heavy glasses.

Koca gözlüklü iri bir adam.

heavy güç

Every weapon has a different power long and short weak and strong light and heavy

Her silahın değişik gücü vardır; zayıf ve kuvvetli, hafif ve ağır hafif ve ağır,

The furniture's very heavy, and you're not strong enough, and I can't help you.

Mobilyalar çok ağır, sen de yeterince güçlü değilsin. Ben de sana yardım edemem. Biliyorum.

He had a very heavy presence.

Çok güçlü bir varlığı vardı.

heavy aşırı

My head is extremely heavy.

Kafam aşırı derecede ağır.

But heavy snowfalls can also pose a deadly threat.

Fakat aşırı kar yağışı ölümcül bir tehdit oluşturabilir.

heavy beceriksiz

He's nice but heavy.

Hoş biri ama beceriksiz.

Now, us SBS boys, we're not so heavy-handed.

Ama,biz SBS'li çocuklar, çok da beceriksiz değiliz.

heavy kuvvetli

Every weapon has a different power long and short weak and strong light and heavy

Her silahın değişik gücü vardır; zayıf ve kuvvetli, hafif ve ağır hafif ve ağır,

Walker's got heavy hands, man. Yeah.

Walker'ın kuvvetli elleri var, dostum.

heavy rüzgâr

Weather forecasters predict more snow and heavy winds tonight and tomorrow with temperatures dropping well below zero.

Hava raporlarına göre bu gece ve yarın kar ve şiddetli rüzgarlar bekleniyor ve hava ısısı sıfırın altına iniyor.

Fierce wind and heavy rainfall is expected overnight.

Gece boyunca şiddetli rüzgar ve yağmur bekleniyor.

heavy baskın

Something heavy compressed her chest.

Ağır bir şey göğsüne baskı yapmış.

heavy bozuk

It's got big heavy doors and deadbolts.

Ağır kapıları ve bozuk sürgüleri var.

heavy ağır siklet

Undisputed Heavy Weight Champion.

Tartışmasız Ağır Siklet Şampiyonu.

heavy bulutlu

The grey clouds, heavy and solemn

Kara bulutlar, ağır ve heybetli

heavy dayanıklı

Mr. Sparkle, a joint venture of Matsumura Fishworks and Tamaribuchi Heavy Manufacturing Concern.

Bay Pırıltı, Matsumura Balıkçılık ile Tamaribuchi Dayanıklı İmalat'ın bir ortak giriş imidir.

heavy kapalı, kaba

He was a heavy user, he'd be perfect. Please shut up.

O yoğun bir kullanıcıydı, mükemmel bir Lütfen kapa çeneni.

heavy koyu

Dark and heavy.

Koyu ve ağır.