helped

There is so much that I can do to help you, and there's much that you can do to help us.

Sana yardım edebileceğim bir çok şey var, ve senin de bize yardım edebileceğin bir çok şey var.

Yeah, but you know there's no such thing. There's just people. And they're looking to you for help.

Evet ama böyle bir şey olmadığını biliyorsun sadece insanlar var ve yardım için seni arıyorlar.

I do something for you. You do something for me. And I need your help.

Ben senin için bir şey yapacağım sen de benim için bir şey yapacaksın.

Well, good, that's very good, because they can probably help you out a lot more than I can.

Güzel, bu çok güzel. Çünkü muhtemelen onlar sana benden daha çok yardım eder. Bilemiyorum ben

Well, now I know, too, and I love her, and I want to help.

Şimdi ben de biliyorum ve onu seviyorum ve yardım etmek istiyorum.

please, please, please help me.

Lütfen, lütfen, lütfen bana yardım et.

This is the only way out, and you're gonna help me.

Tek çıkış yolu bu. Ve sen bana yardım edeceksin.

I don't know who or what you are, but I need your help.

Senin kim veya ne olduğunu bilmiyorum ama yardımına ihtiyacım var.

Yeah, and you're gonna help him, all right?

Evet, ama sen ona yardım edeceksin, değil mi?

Then maybe I could have done something to help before it was too late.

O zaman belki ben çok geç olmadan yardım etmek için bir şeyler yapabilirdim.