English-Turkish translations for helpful:

yardımcı · işe yarar · yararlı · faydalı · yardımsever · kullanışlı · other translations

helpful yardımcı

I just wanted to make her happy and help her on her way.

Ben sadece onu mutlu etmek ve ona yardımcı olmak istemiştim.

Hard to find good help these days.

Bu günlerde iyi yardımcı bulmak zor.

That doesn't help either.

Bu da pek yardımcı olmuyor.

Click to see more example sentences
helpful işe yarar

That's why I'm gonna help you.

İşte bu yüzden sana yardım edeceğim.

That's why I have to help him.

İşte bu yüzden ona yardım etmeliyim.

I'm gonna help her out.

Ben de yardım edeceğim işte.

Click to see more example sentences
helpful yararlı

But please help me tomorrow night.

Ama yarın gece lütfen bana yardım et.

Shut up and help me tomorrow.

Sus da yarın bana yardım et.

It won't help. They're both too small

İşe yaramaz, ikisi de çok küçük.

Click to see more example sentences
helpful faydalı

But how does that help me now?

Ama şu an bunun bana faydası ne?

Yes, but it didn't help.

Evet, ama faydası olmadı.

But it won't help him.

Ama ona faydası olmaz.

Click to see more example sentences
helpful yardımsever

A Boy Scout is trustworthy, loyal, helpful, friendly, courteous, kind, obedient, cheerful, thrifty, brave, and relevant.

Bir erkek izci güvenilir, sadık yardımsever, arkadaş canlısı, nazik, kibar itaatkar, neşeli, tutumlu, cesur ve ilgilidir.

A scout is trustworthy, loyal, helpful, friendly, courteous kind, obedient, cheerful, thrifty brave, clean and reverent.

Biz izci, güvenilir, sadık, yardımsever, dost canlısı, nazik, kibar itaatkar, neşeli, tutumlu cesur, temiz ve saygılıdır.

Sometimes I think they're too friendly and helpful.

Bazen çok dost canlısı ve yardımsever oluyorlar.

Click to see more example sentences
helpful kullanışlı

That that's not just a lie he used to get you to help him?

Bu sadece bir yalan da değil. Ona yardım etmen için seni kullandı mı?

He wanted to help that kid, but Daniel wants to use him like he uses everyone, including you.

O çocuğa yardım etmek istedi. ama Daniel herkes gibi onu da kullanmak istiyor. Sana yaptığı gibi.

Danny, she's just using you to help her father.

Danny, babasına yardım etmek için kız seni kullanıyor.

Click to see more example sentences