English-Turkish translations for hideous:

iğrenç · çirkin · korkunç · çirkin iğrenç · çok çirkin · berbat · gudubet · other translations

hideous iğrenç

For instance, I bet you bought those hideous shoes for some emotional reason.

Mesela, eminim ki o iğrenç ayakkabıları duygusal bir sebep için satın aldım.

Well, maybe that's true, but my truth is something else something dark, unknowable, hideous and corrupt.

Şey, belki bu doğru ama, benim gerçeğim başka bir şey karanlık, bilinmeyen, iğrenç ve bozuk bir şey.

This tea set, that hideous chair, this ring.

Bu çay seti, şu iğrenç sandalye ve bu yüzük.

Click to see more example sentences
hideous çirkin

I mean, really, who could ever love a beast so hideous and ugly?

Kim bu kadar iğrenç ve çirkin bir canavarı sevebilir ki?

She's a hideous monster.

O çirkin bir canavar.

Like you said, "Who could love a hideous, ugly beast?

Dediğin gibi iğrenç, çirkin bir canavarı kim sever?

Click to see more example sentences
hideous korkunç

Come on, he's much more hideous and evil than me!

Hadi ama! O benden bile daha korkunç ve kötü.

What a hideous face!

Ne korkunç bir yüzü var!

This was a hideous mistake.

Bu korkunç bir hataydı.

Click to see more example sentences
hideous çirkin iğrenç

I mean, really, who could ever love a beast so hideous and ugly?

Kim bu kadar iğrenç ve çirkin bir canavarı sevebilir ki?

.Man, what a hideous, ugly place.. l like it.

Adamım, ne iğrenç, çirkin bir yer burası. Sevdim ben.

Like you said, "Who could love a hideous, ugly beast?

Dediğin gibi iğrenç, çirkin bir canavarı kim sever?

Click to see more example sentences
hideous çok çirkin

She's been a hideous little girl today.

Çok çirkin küçük bir kız oldu Taffy bugün.

Seriously, Felix this living room is hideous!

Ciddiyim, Felix Bu oturma odası çok çirkin!

And that woman is hideous.

Ayrıca o kadın çok çirkin.

Click to see more example sentences
hideous berbat

She's a dermatologist and I have a hideous growth on my foot.

Hadi ama! O bir dermatolog ve benim ayağımda büyüyen berbat bir şey var.

She is a good woman facing a hideous death.

Berbat bir ölümle yüzleşen iyi bir kadın.

You're just a hideous janitor, that's all.

Sadece berbat bir kapıcısın! O kadar!

Click to see more example sentences
hideous gudubet

That hideous man is a hero.

O gudubet adam bir kahraman.

Those running socks are hideous, and frolf is not a sport.

O koşu çorapların gudubet şeyler, ve frolf de bir spor değil.

Th-Th-These hideous, huge, uh, vermin

Bu gudubet, devasa, haşereler