English-Turkish translations for history:

tarih, tarihsel · geçmiş · hikaye · kayıtlar · öykü · tarihi olaylar · mazi · tarihçe · other translations

history tarih, tarihsel

You may know something about birds but you know nothing about the history of your country.

Ama kuşlar hakkında bir şey biliyor olabilirsin. Ama ülkenin tarihi kuşlar hakkında hiçbir şey bilmiyor.

She's my history teacher.

O benim tarih öğretmenim.

You want history?

Tarih mi istiyorsun?

Click to see more example sentences
history geçmiş

Do you know anything about him; his medical history, anything about this guy?

Onun hakkında bir şey biliyor musun, tıbbi geçmişi bu adam hakkında herhangi bir şey?

She has a complicated history.

Karmaşık bir geçmişi var.

Does she have a political history?

Politik bir geçmişi var mı?

Click to see more example sentences
history hikaye

No, really, that is a beautiful history.

Hayır, bu harika. Çok güzel bir hikaye.

There's just a long history there.

Sadece çok uzun bir hikaye.

This is ancient history now.

Bu antik bir hikaye oldu şimdi.

Click to see more example sentences
history kayıtlar

Yes. Phone records, credit card history.

Telefon kayıtları ve kredi kartı geçmişi.

Medical records, credit reports, criminal history.

Tıbbi kayıtlar, kredi geçmişi sabıka kaydı

Kara Stanton's work history, aliases, prior addresses, financial records, and her death certificate.

Kara Stanton'ın çalışma geçmişi. Takma isimler, planlanmış adresler, finansal kayıtlar ve ölüm belgesi.

Click to see more example sentences
history öykü

So much history here.

Burada çok fazla öykü var.

An Island History,

Bir Ada Öyküsü

It's rare, but if you have a family history, or if you're overweight.

Bu nadir, ama eğer bir aile öyküsü vardır, ya da aşırı kilolu iseniz.

Click to see more example sentences
history tarihi olaylar

This is history right here.

Burada tarihi bir olay var.

The greatest event in history.

Tarihteki en büyük olay.

This is a pattern that repeats itself throughout history.

Bu olay tarih boyunca kendini tekrar eden bir düzen biçimi.

Click to see more example sentences
history mazi

Yesterday is history, tomorrow is a mystery, but today is a gift.

Dün mazide kaldı. Yarın ise bir muamma. Ama bugün bir armağan.

She's cute but she's history now.

Tatlı bir kız ama mazi oldu artık.

Bautista and fellow Spaniard, Héctor Barberé have some history with the Italian, Marco Simoncelli.

Bautista ile İspanyol memleketlisi Hêctor Barberâ'nın İtalyan Marco Simoncelli ile bir mazileri var.

Click to see more example sentences
history tarihçe

Local history, Gordon.

Yerel tarihçe, Gordon.